Bebeklerde böcek haşere ısırmaları
Çoğu böcek ısırmaları ve sokmaları sert kabarıklıklar şeklinde görülür. Arı sokmalarında, arının iğnesini steril bir cımbız veya iğneyle yavaşça çıkarın. Acıyı dindirmek için soğuk kompres uygulayın (Çocukların çoğunun arı sokmalarına karşı alerjisi vardır-eğer hızlı şişme ya da solunum güçlüğü varsa acil olarak tıbbi yardıma başvurun). Sivrisinek ısırmaları özellikle bebeklerde sık görülür. Bebeklerin kanındaki hemoglobin haşereleri çeker. Isırığı temizleyin ve kurulayın, sonra da deriyi rahatlatıcı krem sürün. Tırnak çizilmelerini önlemek için çocuğun tırnaklarını kesin ve temiz tutun.
Bebeklerde güneş yanıkları tedavisi
Yazın bebekler ve çocuklar güneşe maruz kalacağı zaman 30 ve üstü koruyucu faktörlü bebekler için özel güneş kremiyle korunmalıdırlar. Bunun dışında bebeğinizi direk güneş ışığına maruz bırakmayın ve koruyucu giysiler giydirin. Özellikle şapka, sıcak çarpmasını önlemede faydalı olacaktır. En doğrusu güneşin dik geldiği 11:00-16:00 arası bebeği gölge bir yerde bulundurmaktır. Tüm bu önlemlere rağmen bebeğiniz güneş yanığı olursa, acıyı hafifleten bazı jel veya solüsyonlar hatta hafif ağrı kesici şurup veya fitil de kullanabilirsiniz. Ancak kusma, aşırı halsizlik, uyuklama ya da ateş gibi sıcak çarpması belirtileri ortaya çıkıyorsa acilen bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.
Bebeklerde hafif yanıklar ve tedavisi
Acıyı dindirmek için etkilenen bölgeye soğuk su uygulayın (Buz kullanmayın çünkü deri dokusuna zarar vererek daha fazla rahatsız edecektir). Deriyi korumak için yanık kremi sürmek faydalı olabilir. Eğer kabarcıklar oluşursa patlatmayın çünkü açık kısımlar kolayca mikrop kapabilir. Yaygın yanıklar, yüz ve el yanıkları mutlaka bir sağlık kuruluşunda tedavi edilmelidir.
Deride Yarık ve Kesikler
Eğer yaranın dikilmesi gerekmiyorsa ve ağır şekilde kanamıyorsa, yarayı yumuşak bir sabun ve suyla yıkayın sonrada hafif dokunmalarla kurulayın. Antiseptik sıvı ile temizledikten sonra yara bandıyla kapatın. Eğer herhangi bir enfeksiyon belirtisi görülürse ( kızarma, kabarma) çocuk doktorunuza başvurun.
Bebekte Kafa Derisi Kabuklanması
Kafa derisi kabukları bebeklerde sık görülen bir durumdur. Kuru beyaz ya da sarı pullar kafa derisi üzerinde bir kabuk oluşturur. Genellikle pH değeri ayarlı bebekler için özel hazırlanmış şampuanlar kullanmak konak oluşumunu önlediği gibi, olduktan sonra da düzelmesine yardımcı olur. Bununla birlikte yıkama öncesi başa zeytinyağı ve karbonat ile hazırlanmış doktorunuzun önereceği bir karışım da sürülebilir. Bunu 5-10 dakika beklettikten sonra, yumuşak bir tarakla bu kabuklar özenle kaldırılır ve arakadan yıkanır. Bu işlemi haftada 2-3 kez tekrarlamak genellikle yeterli olacaktır.
Bebeklerde öksürük tedavi şekilleri
Öksürük Tedavisi
Öksürüğün bastırılması: Ballı süt gibi sıcak içecekler, öksürük refleksinin bastırılması açısından çok yararlıdır. Etkin öksürük şuruplarının çoğu da reçetesiz olarak alınabilir.
Buğu teneffüsü: Bu yöntem, ancak daha büyük çocuklarda güvenli bir biçimde uygulanabilir. Vicks ya da bu amaçla hazırlanmış özel ilaçlar, sıcak suyun içine atılır. Sudan çıkan buğunun teneffüs ettirilmesi, öksürüğü azaltır ve balgam çıkartılmasını kolaylaştırır. Bu amaçla içinde sıcak su bulunan bir kaba, söz konusu ilaçtan küçük bir miktar konulur. Çocuğa, başını suyun hemen üzerinde tutması, söylenir. Çocuğun başı, bu durumdayken bir havlu ile örtülür ve üç-dört dakika derin nefes alması sağlanır. Çocuğun yüzünün ciddi biçimde yanabileceği olasılığını unutmamak ve yüzünün, suya değmemesine kesinlikle özen göstermek gerekir. Terlemesine neden olacağı için bu tedavi, çocuk yatmadan önce uygulanmalıdır.
İlaç: Öksürük, bedenin olağan koruma mekanizmalarıyla baş edemediği bir iltihap nedeniyle ortaya çıkmışsa doktor, uygun bir antibiyotik kullanılmasını önerir.
Ne zaman doktora başvurmalı?
Öksürük, sıradan bir üşütme geçtikten sonra da sürüyorsa.
Öksürük, çocuğun sarı ya da yeşil renkli balgam tükürmesine neden oluyorsa (Bu, çocuğun bronşit olduğunu gösterebilir).
Öksürük, göğüste acıya ya da nefes darlığına neden oluyorsa.
Öksürük, nöbet halinde geliyorsaÇocuk, genel olarak iyi görünmüyorsa.
Öksürüğün bastırılması: Ballı süt gibi sıcak içecekler, öksürük refleksinin bastırılması açısından çok yararlıdır. Etkin öksürük şuruplarının çoğu da reçetesiz olarak alınabilir.
Buğu teneffüsü: Bu yöntem, ancak daha büyük çocuklarda güvenli bir biçimde uygulanabilir. Vicks ya da bu amaçla hazırlanmış özel ilaçlar, sıcak suyun içine atılır. Sudan çıkan buğunun teneffüs ettirilmesi, öksürüğü azaltır ve balgam çıkartılmasını kolaylaştırır. Bu amaçla içinde sıcak su bulunan bir kaba, söz konusu ilaçtan küçük bir miktar konulur. Çocuğa, başını suyun hemen üzerinde tutması, söylenir. Çocuğun başı, bu durumdayken bir havlu ile örtülür ve üç-dört dakika derin nefes alması sağlanır. Çocuğun yüzünün ciddi biçimde yanabileceği olasılığını unutmamak ve yüzünün, suya değmemesine kesinlikle özen göstermek gerekir. Terlemesine neden olacağı için bu tedavi, çocuk yatmadan önce uygulanmalıdır.
İlaç: Öksürük, bedenin olağan koruma mekanizmalarıyla baş edemediği bir iltihap nedeniyle ortaya çıkmışsa doktor, uygun bir antibiyotik kullanılmasını önerir.
Ne zaman doktora başvurmalı?
Öksürük, sıradan bir üşütme geçtikten sonra da sürüyorsa.
Öksürük, çocuğun sarı ya da yeşil renkli balgam tükürmesine neden oluyorsa (Bu, çocuğun bronşit olduğunu gösterebilir).
Öksürük, göğüste acıya ya da nefes darlığına neden oluyorsa.
Öksürük, nöbet halinde geliyorsaÇocuk, genel olarak iyi görünmüyorsa.
Çocuklarda Bebeklerde Öksürük Hastalığı
Öksürük, anne ve babanın doktora başvurmalarına neden olan belirtilerden biridir. Hava borusuna yabancı parçacıklar girince kendiliğinden oluşur. Bu nedenle sümük, balgam gibi maddelerin ciğerlere girmesini önlemek açısından koruyucu bir işlevi vardır. Yine öksürük, göğüsteki balgam yada iltihapların dışarı atılmasına olanak sağlar. Bütün bu nedenler göz-önüne alındığında öksürüğün, zarardan çok yararı olduğu ve bastırılmasının da, yarardan çok zarar verebileceği ortaya çıkar. Ancak yine de, aşağıda belirtilen durumlarda öksürüğün tedavisi gerekli olabilir:
1- Öksürük kuru ve balgam çıkartılmasını sağlamıyorsa,
2- Gece öksürüğü, hastanın ve aile bireylerinin uykusunu engelliyorsa,
3- Kaburgaları saran kaslar, öksürük nedeniyle aşırı geriliyor ve acı veriyorsa,
4- Balgam aşırı miktarda ise ve hasta çıkarmakta güçlük çekiyorsa,
5- Boğmaca belirtilerinden birine rastlanmışsa.
1- Öksürük kuru ve balgam çıkartılmasını sağlamıyorsa,
2- Gece öksürüğü, hastanın ve aile bireylerinin uykusunu engelliyorsa,
3- Kaburgaları saran kaslar, öksürük nedeniyle aşırı geriliyor ve acı veriyorsa,
4- Balgam aşırı miktarda ise ve hasta çıkarmakta güçlük çekiyorsa,
5- Boğmaca belirtilerinden birine rastlanmışsa.
Bebeklerde ishal ve tedavisi
Bebeklerde ishal: Bu sorun anne sütü ile beslenenlerde oldukça az rastlanan bir durumdur. Çünkü anne sütünde bulunan maddeler ishali oluşturan mikroorganizmaların oluşmasını büyük ölçüde engeller.
İshalin belirtileri; sık sulu dışkılama; dışkının sıklığının ve miktarının artması; sümüksü dışkı ve bazen de kusmanın birlikte görülmesidir.
İshal her mevsimde olabilir ancak yazları taze meyve tüketimi daha fazla olduğundan daha sık görülür. İshalin sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:
• Hastalık
• Diş çıkarma
• Belirli gıdalara karşı olan hassasiyet
• Gerğinden fazla meyve ve meyvesuyu (özellikle elma ve üzüm) tüketimi
• Gastrointestinal enfeksiyon (bağırsaklarda mikrobik enfeksiyon gelişmesi)
• Antibiotik tedavisi (antibiotik tedavisi sırasında bebeğe yoğurt yedirilmesi içerdiği canlı kültürler nedeni ile onu ishalden koruyabilir.)
Nedenlere bağlı olarak ishalin tedavisi değişmekle beraber en yaygın ishal tedavisi diyet ile yapılanıdır. Bazen doktor ilaç önerebilir. Kesinlikle ishal olan bir bebeğe doktorun onayı olmadan ilaç uygulanmamalıdır, aksi takdirde bebeğin sağlığını tehlikeye atabilirsiniz.
Bebeğin altını tahrişten korumak için her dışkılamadan sonra değiştiriniz ve her değiştirmede pişik merhemi sürünüz. Bebek çok küçükse ve ağır bir ishal olduysa sıvı tedavisi için hastaneye yatırmak uygun olur. İshalde birçok durumda mama yada annesütü vermeye devam etmenizen iyi yöntemdir. İshalli bir bebek geçici olarak laktoza (inek sütünde bulunur) karşı dayanıksız olduğundan laktoz içermeyen bir gıda rejimi önerilir.
Şu tavsiyelere uymanızda fayda vardır:
• İshal nedeni ile oluşan sıvı kaybını önlemek için en azından iki saatte bir 50-60 ml sıvı verilmesi gerekir. Anne sütüne veya hazır mamalara ilave olarakhemen her eczanede bulunan ishal için hazırlanan bir rehidrasyon karışımı tavsiye edilir. İki veya üç dakikada bir bir kaşık, bardak veya biberon ile birkaç yudum verilmesi uygundur. Bebeğe kesinlikle tatlandırılmış yiyecekler, yapay meyve suları vermeyin.
• Eğer bebek düzenli bir şekilde alıyorsa katı yiyeceklere devam edebilirsiniz. Bebek ne kadar sık beslenirse ishalin etkisi o kadar az olur. Muz püresi, pirinç, patates ve makarna gibi nişastalı gıdalar iyi seçim oluştururlar.
• Eğer kusmada varsa katı gıdalar kusma durana kadar verilmemelidir. Ancak süzülmüş ve seyreltilmiş meyve suları verilebilir. Biraz daha büyük bebekler için sulandırılmış meyve suyu ile karışık gazoz verilebilir.
• Genellikle iki veya üç gün sonra dışkı normale dönmeye başladıktan sonra doktorunuz artık normal beslenmeye dönebileceğinizi tavsiye edecektir ancak yinede bir kaç gün daha süt ve süt içeren katı gıdaları kısıtlı tutmaya dikkat edin.
• Bir veya iki kere sulu dışkı pek önemli değildir ama bunun devam etmesi; beraberinde ateş ve kusmanında görülmesi, bebeğin iştahsız olası durumunda bir doktora başvurmanızda fayda vardır.
İshalin belirtileri; sık sulu dışkılama; dışkının sıklığının ve miktarının artması; sümüksü dışkı ve bazen de kusmanın birlikte görülmesidir.
İshal her mevsimde olabilir ancak yazları taze meyve tüketimi daha fazla olduğundan daha sık görülür. İshalin sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:
• Hastalık
• Diş çıkarma
• Belirli gıdalara karşı olan hassasiyet
• Gerğinden fazla meyve ve meyvesuyu (özellikle elma ve üzüm) tüketimi
• Gastrointestinal enfeksiyon (bağırsaklarda mikrobik enfeksiyon gelişmesi)
• Antibiotik tedavisi (antibiotik tedavisi sırasında bebeğe yoğurt yedirilmesi içerdiği canlı kültürler nedeni ile onu ishalden koruyabilir.)
Nedenlere bağlı olarak ishalin tedavisi değişmekle beraber en yaygın ishal tedavisi diyet ile yapılanıdır. Bazen doktor ilaç önerebilir. Kesinlikle ishal olan bir bebeğe doktorun onayı olmadan ilaç uygulanmamalıdır, aksi takdirde bebeğin sağlığını tehlikeye atabilirsiniz.
Bebeğin altını tahrişten korumak için her dışkılamadan sonra değiştiriniz ve her değiştirmede pişik merhemi sürünüz. Bebek çok küçükse ve ağır bir ishal olduysa sıvı tedavisi için hastaneye yatırmak uygun olur. İshalde birçok durumda mama yada annesütü vermeye devam etmenizen iyi yöntemdir. İshalli bir bebek geçici olarak laktoza (inek sütünde bulunur) karşı dayanıksız olduğundan laktoz içermeyen bir gıda rejimi önerilir.
Şu tavsiyelere uymanızda fayda vardır:
• İshal nedeni ile oluşan sıvı kaybını önlemek için en azından iki saatte bir 50-60 ml sıvı verilmesi gerekir. Anne sütüne veya hazır mamalara ilave olarakhemen her eczanede bulunan ishal için hazırlanan bir rehidrasyon karışımı tavsiye edilir. İki veya üç dakikada bir bir kaşık, bardak veya biberon ile birkaç yudum verilmesi uygundur. Bebeğe kesinlikle tatlandırılmış yiyecekler, yapay meyve suları vermeyin.
• Eğer bebek düzenli bir şekilde alıyorsa katı yiyeceklere devam edebilirsiniz. Bebek ne kadar sık beslenirse ishalin etkisi o kadar az olur. Muz püresi, pirinç, patates ve makarna gibi nişastalı gıdalar iyi seçim oluştururlar.
• Eğer kusmada varsa katı gıdalar kusma durana kadar verilmemelidir. Ancak süzülmüş ve seyreltilmiş meyve suları verilebilir. Biraz daha büyük bebekler için sulandırılmış meyve suyu ile karışık gazoz verilebilir.
• Genellikle iki veya üç gün sonra dışkı normale dönmeye başladıktan sonra doktorunuz artık normal beslenmeye dönebileceğinizi tavsiye edecektir ancak yinede bir kaç gün daha süt ve süt içeren katı gıdaları kısıtlı tutmaya dikkat edin.
• Bir veya iki kere sulu dışkı pek önemli değildir ama bunun devam etmesi; beraberinde ateş ve kusmanında görülmesi, bebeğin iştahsız olası durumunda bir doktora başvurmanızda fayda vardır.
Bebeklerin diş çıkarma dönemleri
Birçok anne ve bebeğin zorlu günleri bebeklerin diş çıkarmasıyla başlar. Bu dönemi bazı bebekler rahat, bazı bebeklerde çok sancılı bir dönem olarak geçirebilir. Sağlıklı bebekler 6-7 aylıkken diş çıkarmaya başlar ve aylarca devam eden bu süreç bebekler ve anne için zor bir dönemdir.
Bebeklerde diş çıkarma genel olarak genetik düzene uyarak çıkar. Yani anne ve babanın dişleri erken çıkmışsa bebeklerin de dişleri o sürede çıkabilir. Bebekler diş çıkarmadan önce bazı belirtiler baş gösterir. Yaşanan belirtiler değişebilir fakat genel olarak bütün bebeklerde aynı belirtilerle dişler çıkmaya başlar. Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu bu belirtileri şu şekilde açıkladı:
Ateş: Bebekler diş çıkarırken ateş görülmesi bazı beklerde görüldüğü gibi bazı bebeklerde de görülmeyebilir. Ateş başka hasatlıklarında başlangıcı olabileceği için yüksek ateşte bebek mutlaka bir hekime götürülmelidir.
Kulak kaşıma-çekiştirme:Bebek diş çıkarırken yaşadığı ağrıdan ötürü kulaklarında ağrı hissedebilir ve kaşıyabilir. Fakat kulakta iltihap başlangıcı olabilir. Doktora götürülmesi gerekebilir.
İshal: Bebekler diş çıkarırken daha fazla tükürük ürettikleri için bağırsaklar hızlı çalışabilir. Fakat ateş gibi ishal de diş çıkarmadan kaynaklanan bir durum olmayabilir. Bebeğin eğer bir günden fazla süren bir ishali varsa mutlaka bir hekime götürülmelidir.
Salya akıtmak: Hemen hemen birçok bebek 2 ve 3 aylıktan başlayarak salya akıtır. Bu durum bebekler için olağandır. Bazı bebeklerde az bazılarında daha fazla görülebilir. Bebek diş çıkarmaya başladığında daha fazla salya akıtır.
Ağrı: Bebekler diş çıkarmaya başladığında diş çıkarken diş etine basınç uyguladığı için diş etinde bazı iltihaplara neden olabilir. Bu iltihaplara bağlı olarak bebeklerde ağrılar oluşur. Bebeklerde en çok ağrıya sebep veren dişler ilk önce çıkan azı dişleridir.
Öksürük: Diş çıkarken salyanın fazlalığına göre bebeklerin boğaz bölgesinde salyanın birikmesinden ötürü tıkanmalar görülebilir. Bazı bebekler bu dönem içerisinde ilgiyi üzerine çekmek isteyecekleri için öksürüğü devamlı hale getirebilirler.
İştahsızlık: Bebekler verilen katı gıdaları bu dönemde reddedebilirler. Bu olağandır. Endişelenecek bir durum yoktur. Bebek sıvı gıdalardan gerekli besini alabilir. Diş çıktıktan sonra iştahı yerine gelecektir.
Ateş, kulak kaşıma, ishal, iştahsızlık...
Bebeklerde diş çıkarma genel olarak genetik düzene uyarak çıkar. Yani anne ve babanın dişleri erken çıkmışsa bebeklerin de dişleri o sürede çıkabilir. Bebekler diş çıkarmadan önce bazı belirtiler baş gösterir. Yaşanan belirtiler değişebilir fakat genel olarak bütün bebeklerde aynı belirtilerle dişler çıkmaya başlar. Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu bu belirtileri şu şekilde açıkladı:
Ateş: Bebekler diş çıkarırken ateş görülmesi bazı beklerde görüldüğü gibi bazı bebeklerde de görülmeyebilir. Ateş başka hasatlıklarında başlangıcı olabileceği için yüksek ateşte bebek mutlaka bir hekime götürülmelidir.
Kulak kaşıma-çekiştirme:Bebek diş çıkarırken yaşadığı ağrıdan ötürü kulaklarında ağrı hissedebilir ve kaşıyabilir. Fakat kulakta iltihap başlangıcı olabilir. Doktora götürülmesi gerekebilir.
İshal: Bebekler diş çıkarırken daha fazla tükürük ürettikleri için bağırsaklar hızlı çalışabilir. Fakat ateş gibi ishal de diş çıkarmadan kaynaklanan bir durum olmayabilir. Bebeğin eğer bir günden fazla süren bir ishali varsa mutlaka bir hekime götürülmelidir.
Salya akıtmak: Hemen hemen birçok bebek 2 ve 3 aylıktan başlayarak salya akıtır. Bu durum bebekler için olağandır. Bazı bebeklerde az bazılarında daha fazla görülebilir. Bebek diş çıkarmaya başladığında daha fazla salya akıtır.
Ağrı: Bebekler diş çıkarmaya başladığında diş çıkarken diş etine basınç uyguladığı için diş etinde bazı iltihaplara neden olabilir. Bu iltihaplara bağlı olarak bebeklerde ağrılar oluşur. Bebeklerde en çok ağrıya sebep veren dişler ilk önce çıkan azı dişleridir.
Öksürük: Diş çıkarken salyanın fazlalığına göre bebeklerin boğaz bölgesinde salyanın birikmesinden ötürü tıkanmalar görülebilir. Bazı bebekler bu dönem içerisinde ilgiyi üzerine çekmek isteyecekleri için öksürüğü devamlı hale getirebilirler.
İştahsızlık: Bebekler verilen katı gıdaları bu dönemde reddedebilirler. Bu olağandır. Endişelenecek bir durum yoktur. Bebek sıvı gıdalardan gerekli besini alabilir. Diş çıktıktan sonra iştahı yerine gelecektir.
Ateş, kulak kaşıma, ishal, iştahsızlık...
Bebeğin Gelişimi ve büyümesi
İlk aylarda bebeğin gelişimini yakından takip etmek ve bu süreç içerisinde bebeke yakından ilgilinmek çok önemlidir. İlk aylarda bebek, el ve ayaklarını refleks olarak oynatabilir. Yüzüstü yatarken başını çok kısa bir süre için bile olsa yukarı kaldırabilir. Havada ayaküstü tutulunca yürüme hareketleri yapmaya çalışır. Parlak ve hareket eden nesneleri özelliklede etrafında hareket eden insanları izler. Kendisiyle konuşulmasından çok hoşlanır. İşitmesi duyusu zamanla daha da güçlenir ve seslere karşı tepki vermeye başlar. Yakınlarının özellikle annesinin göz ve ten temasından hoşlanır.
Bebek Aşı Takvimi
Doğumdan hemen sonra Hepatit B
1 ay sonra Hepatit B
2 ay sonra BCG (Bacille-Calmette-Guerin): Verem
2 ay sonra DTP + TOPV
3 ay sonra DTP + TOPV
4 ay sonra DTP + TOPV
6 ay sonra Hepatit B
9 ay sonra Kızamık
16 ay sonra DTP + TOPV
4-6 yaş sonra DTP + TOPV
1 ay sonra Hepatit B
2 ay sonra BCG (Bacille-Calmette-Guerin): Verem
2 ay sonra DTP + TOPV
3 ay sonra DTP + TOPV
4 ay sonra DTP + TOPV
6 ay sonra Hepatit B
9 ay sonra Kızamık
16 ay sonra DTP + TOPV
4-6 yaş sonra DTP + TOPV
Yeni doğan bebekler ve uyku
Yeni doğan bebekler ilk haftalarda günde 17-18 saat uyur. 3. ayda ise uykusu günde 15 saate düşer. Ancak bu uyku hiçbir zaman gece olsun gündüz olsun aralıksız olarak 2-3 saati geçmez. Böylece bu dönemde anne babalar da hiçbir zaman 2-3 saatten fazla aralıksız uyuyamazlar. Ya beslemek için, ya altını değiştirmeniz için veya sadece oynamak için uyanıp ağlayacaktır.
Bebek ve Beslenme
Doğumdan itibaren ilk 6 ay için bebeğin anne sütü ile beslenmesi gerekli ve yeterlidir. Çünkü anne sütü bebeklerin gelişebilmeleri için gerekli olan tüm besinleri içerir, bulaşıcı hastalıklara karşı ona bağışıklık kazandırır. Emzirme, aynı zamanda, anne ile çocuk arasında, çocuğun ruhsal açıdan sağlıklı gelişmesini etkileyen yakın bir ilişkinin doğmasına yardımcı olur.
Bebeğin Gazının Çıkarılması
Bebeklerin beslenirken yuttukları hava, gaz oluşumuna neden olabilir.Daha çok biberonla beslenen bebeklerde rastlansa da emzirilen bebeklerin de hava yutması gayet doğaldır. Bu gaz bebekte tokluk hissiyatı verebilir bu nedenle emzirilen bebeklerin arada dinlendirilmesi ve meme değiştirirken gazlarının çıkartılması faydalı olacaktır.Ayrıca fazla yutulan hava mideye baskı yaparak bebeğin kusmasına neden olabilir. Her emzirilen bebekte mutlaka gaz olacak diye bir şey de yoktur. Eğer ağız ile meme tam kapanırsa hava yutmaz ve gaz oluşmaş. Gazı olan bebekler bu havadan ya gazı çıkartılarak ya da geğirerek kurtulabilir. Bebeğin gazının çıkartılması için, bebeğin poposundan turarak yüzü omzumuza gelecek şekilde vücudumuza dayatılır ve sırtı daireler çizecek şekilde sıvazlanır arada nazikçe sırtına vurulur. Bebeğin ağzından gelebilecek süte önlem olarak omza temiz bir bez sermekde fayda vardır veya bebek dizlerimizin üzerine yüzükoyun yatırılarak sırtı sıvazlanır.Bebeğin ağzından gelebilecek süte önlem olarak dizlere temiz bir bez sermekde fayda vardır.3 ayını doldurmuş bebekler diz üzerine oturtularak sırtı sıvazlanmak suretiyle gazı çıkartılabilir.Eğer bebeğimiz mutluysa yuttuğu hava çıkartması gerekli kadar fazla değildir. Gazı olan bebekler kıpırdanıp yüzlerini buruştururlar.
Bebeğin Göbek Bağının Temizlenmesi
Göbek bağı, genelde doğumdan sonraki ikinci hafta içinde düşer. Hastaneden ayrılmadan önce size göbek bağına pansuman yapmanız için bir sıvı verilecektir. Göbek bağının kuru kalması, düşmesini çabuklaştıracaktır. Bu nedenle düşene kadar bebeğinizi küvette yıkamaya başlamamanız ya da bu bölgeyi ıslatmamanız, göbek bağının daha kolay düşmesini sağlar. Göbek bağının havayla temas etmesi de daha çabuk iyileşmesini sağlayacağı için bu bölgeyi bebek bezi ya da naylon külot ile kapatmamaya çalışın. Göbek bağının çevresinde iltihap sızıntısı ya da kanama olursa veya kızarıp şişerse, enfeksiyon belirtisi olabileceği için doktorunuza danışmalısınız.Göbek bağı düştükten sonra bu bölgeyi her gün kaynamış ılık su ve pamukla silip iyice kurulamalısınız.
Bebeği Tutma ve Taşıma
Yeni doğan bebeklerin düşürülme korkusu her zaman ailelerin en çok dikkat ettikleri noktalardan biridir. Henüz başını tutamayan bir bebeğin başı desteklenemediğinde başı arkaya düşecektir. Bebek her kucağa alındığında onun başıda dahil bütün vücudunu destekleyecek şekilde tutmak gerekir.
Bebekler ne zaman diş çıkarmaya başlar
Bebekler ne zaman diş çıkarmaya başlar
Bebekler ortalama 5 ayın 9 ayı arasında ilk dişlerini çıkarmaya başlarlar. Genellikle alt kesinlilkle çıkarlar fakat bazen bebekler dişli de doğabilirler. Bazende 20. ayı olur hala dişleri çıkmamış da olabilirler. Ortalama 5 ayı ile 9 ayı arasındadır. Alt kesici dişler çıkmaya başlar bebeklerin diş çıkartmasında ki gecikme acaba d vitamini eksikliği mi var ya da bir tiroit fonksiyonu mu ya da hormonal bir dengesizlik mi var yeme yönünden biraz bizi araştırmaya sevk eder yönlendirir. Ama bu alt kesici dişler şeklinde çıkması her zaman gördüğümüz bir şey değil.
Bu genel bazen üst köpek dişi bile çıkabiliyor bir bebeğin dolayısıyla her bebek ayrı bir dünya ne zaman ne şekilde diş çıkartacaklarını tahmin edebilmek çok güç hakketten bebekleri sıkıntıya sokarlar. Çünkü ilişkin bir insanın dişi çekiyormuşcasına o diş etini parçaladığı zaman her bebeğin ağrı eşiğine göre reaksiyon gösterebilmekte bebek sürekli huzursuz ağlamaklı uykusuz gergin bir vaziyette olabilmekte hakikaten bu dönemlerde bebeklerde diş çıkartırken o ağrıyı biraz azaltmak için bir takım jeller kullanılıyoruz. Ya da ağızdan ağrı kesici şuruplar ya da fitil kullanıyoruz. O dönemde bebekler huzursuz olmanın yanında toplumda alışılınan aksine ateşlenme ishal gibi bulgular çok da gördüğümüz şeyler değil aslında bebeklerin bu diş çıkarma dönemlerinde daha çok gördüğümüz bizim gerginliktir.
Bebekler ortalama 5 ayın 9 ayı arasında ilk dişlerini çıkarmaya başlarlar. Genellikle alt kesinlilkle çıkarlar fakat bazen bebekler dişli de doğabilirler. Bazende 20. ayı olur hala dişleri çıkmamış da olabilirler. Ortalama 5 ayı ile 9 ayı arasındadır. Alt kesici dişler çıkmaya başlar bebeklerin diş çıkartmasında ki gecikme acaba d vitamini eksikliği mi var ya da bir tiroit fonksiyonu mu ya da hormonal bir dengesizlik mi var yeme yönünden biraz bizi araştırmaya sevk eder yönlendirir. Ama bu alt kesici dişler şeklinde çıkması her zaman gördüğümüz bir şey değil.
Bu genel bazen üst köpek dişi bile çıkabiliyor bir bebeğin dolayısıyla her bebek ayrı bir dünya ne zaman ne şekilde diş çıkartacaklarını tahmin edebilmek çok güç hakketten bebekleri sıkıntıya sokarlar. Çünkü ilişkin bir insanın dişi çekiyormuşcasına o diş etini parçaladığı zaman her bebeğin ağrı eşiğine göre reaksiyon gösterebilmekte bebek sürekli huzursuz ağlamaklı uykusuz gergin bir vaziyette olabilmekte hakikaten bu dönemlerde bebeklerde diş çıkartırken o ağrıyı biraz azaltmak için bir takım jeller kullanılıyoruz. Ya da ağızdan ağrı kesici şuruplar ya da fitil kullanıyoruz. O dönemde bebekler huzursuz olmanın yanında toplumda alışılınan aksine ateşlenme ishal gibi bulgular çok da gördüğümüz şeyler değil aslında bebeklerin bu diş çıkarma dönemlerinde daha çok gördüğümüz bizim gerginliktir.
Bebeklerde diş çıkarma
Diş çıkarmanın bazı ufak tefek hastalıklara yol açabileceği düşünülüyor. Ancak bu dönemde bebeğinizin hayatını kolaylaştırabilirsiniz. Eğer bebeğiniz her zamankine göre daha hırçın ve mızmızsa ağzının içini kontrol etmenizi tavsiye ederiz. Çünkü bir anda huyu değişen bebeğiniz diş çıkarıyor olabilir. Diş çıkaran bebeklerin anneleri bebeklerinin bu dönemde çok huzursuz ve aksi olduklarından yakınırlar. Gerçekten de diş çıkarma döneminde dişetleri sızladığı ve gerildigi için bebekler büyük bir rahatsızlık yaşarlar.
Bu dönemde hafif bir ateş, pişik ve yanaklarda kızarıklık göze çarpabilir. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıfladığı için bu dönem sırasında bebeklerin başka hastalıklara yakalanmaları da olasıdır. Salgılanan aşırı salyanın tutulması idrarda değişikliğe ve belki de bu nedenle pişiğe neden olabilir. Yine salya yüzünden çok sıvı kaybeden bebeğin cildi ku-ruyabilir ve çatlayabilir. Ancak bütün bu belirtilerin diş çıkarma ile ne gibi ilişkileri olduğunun kesin sebepleri henüz bilinemiyor.
Bu dönemde hafif bir ateş, pişik ve yanaklarda kızarıklık göze çarpabilir. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıfladığı için bu dönem sırasında bebeklerin başka hastalıklara yakalanmaları da olasıdır. Salgılanan aşırı salyanın tutulması idrarda değişikliğe ve belki de bu nedenle pişiğe neden olabilir. Yine salya yüzünden çok sıvı kaybeden bebeğin cildi ku-ruyabilir ve çatlayabilir. Ancak bütün bu belirtilerin diş çıkarma ile ne gibi ilişkileri olduğunun kesin sebepleri henüz bilinemiyor.
Bebeklerde erken yaşta diş bakımının önemi
Diş fırçalamanın en önemli sebebi diş plağı ve çürük oluşumunu engellemektir. Bebekler genelde tatlı gıdalarla beslendiklerinden ve şeker, çürükleri artırdığından dişlerin erken yaşlardan itibaren fırçalanmaya başlanması gerekir. Bebeğinizin ilk dişlerine iyi bakmanız onun ikinci ve kalıcı dişlerinin de sağlıklı çıkmasını sağlar. Bir de süt dişlerinde oluşan çürükler çok ağrı yapabilir.
Bebeğimin diş çıkardığını nereden anlarım
Bazı bebekler hiç sorun yaşamadan diş çıkarırken, bazıları bu dönemi çok zorlu geçirebilirler. Ancak diş çıkarmanın genel belirtileri kızaran diş etleri, diş etinin altında ele gelen kabarıklık, salya, sürekli parmakla diş kaşıma, şişen yanaklar, iştahsızlık ya da mızmızlanma olarak sayılabilir.
Sağlıklı dişler için 4 aşamalı plan
Bebeğinizin dişleri çıkmaya başlar başlamaz onlara iyi bakmanız hayati önem taşır. İlk başlarda bebeklerin dişlerinin pamuklu çubuk yardımıyla temizlenebileceğini söyleyen uzmanlar, belli bir süre sonra diş fırçası kullanmaya başlayabileceğinizi belirtiyorlar. Bu konuda dikkat etmeniz gereken bazı noktalar şunlardır:
1- Diş macununun bebeğinizin yaşına uygun olmasına dikkat edin. Az miktarda florid bulunduran macunları tercih etmelisiniz. Fazla miktarda florid dişlerin renginin koyulaşmasına neden olabilir.
2- Bebeğinize ilk doğduğu andan itibaren ortodontik emzikler verin. Böylece damak yapısı bozulmadan emzik emebilir. Ayrıca emziği mümkün olduğunca erken bırakmasına yardımcı olun. örneğin, 1 yaşındayken onu yavaş yavaş emzikten uzaklaştırın.
3- Emziğini asla tatlı bir şeylere batırıp vermeyin.
4- Şeker içeren içecekleri sadece yemekle içirin ve arkasından hemen dişlerini fırçalayın.
Bebeğinizin biberonuna sadece su veya süt koyun ve bunlara asla şeker eklemeyin. Ayrıca mümkün olduğunca erken bir dönemde örneğin, 1 yaşındayken bebeğinizi biberondan uzaklaştırarak ağızlıklı bardaklara alıştırın. Süt dişleri kırılabilir ya da renkleri değişebilir. Ancak bu durum ikinci ve kalıcı dişlerin sağlığını etkilemez. Önemli olan ilk dişlere ve diş etlerine mümkün olduğunca titizlikle bakmaktır.
1- Diş macununun bebeğinizin yaşına uygun olmasına dikkat edin. Az miktarda florid bulunduran macunları tercih etmelisiniz. Fazla miktarda florid dişlerin renginin koyulaşmasına neden olabilir.
2- Bebeğinize ilk doğduğu andan itibaren ortodontik emzikler verin. Böylece damak yapısı bozulmadan emzik emebilir. Ayrıca emziği mümkün olduğunca erken bırakmasına yardımcı olun. örneğin, 1 yaşındayken onu yavaş yavaş emzikten uzaklaştırın.
3- Emziğini asla tatlı bir şeylere batırıp vermeyin.
4- Şeker içeren içecekleri sadece yemekle içirin ve arkasından hemen dişlerini fırçalayın.
Bebeğinizin biberonuna sadece su veya süt koyun ve bunlara asla şeker eklemeyin. Ayrıca mümkün olduğunca erken bir dönemde örneğin, 1 yaşındayken bebeğinizi biberondan uzaklaştırarak ağızlıklı bardaklara alıştırın. Süt dişleri kırılabilir ya da renkleri değişebilir. Ancak bu durum ikinci ve kalıcı dişlerin sağlığını etkilemez. Önemli olan ilk dişlere ve diş etlerine mümkün olduğunca titizlikle bakmaktır.
Bebeğinizi rahatlatmanız için öneriler
Dişleri çıkmaya başlayan bebeği rahatlatmanın pek çok yolu vardır. Ancak çoğu zaman olduğu gibi diş çıkarırken de bebeğinizi kucağınıza alıp ona ilgi göstererek rahatlamasını sağlayabilirsiniz. İşte bebeğinizi rahatlatabileceğiniz diğer yöntemler:
* Parmağınıza temiz bir tülbent sarın ve bununla bebeğinizin diş etlerine masaj yapın. Böylece bebeğinizin diş etleri hem rahatlar hem de temizlenir. Bu durum, çıkacak dişlerin, eti daha kolay yarmasını sağlar.
* Bir diş kaşıma oyuncağını buzdolabında soğutun. Ancak asla dondurmayın. Bazı diş kaşıma oyuncaklarının içi jölemsi bir sıvıyla doludur ve bu oyuncaklar bebeklerin çok hoşuna gider. En az 2 adet diş kaşıyıcısı bulundurun, böylece siz birini temizlerken bebeğiniz diğerini kullanabilir.
* Çok sıkıntıdaysa ona parasetamol içeren şuruplardan uygun dozda verebilirsiniz. Bu ilaçları asla 3 aylıktan küçük bebeklere vermemelisiniz.
* Eğer bebeğiniz izin verirse ellerinizi iyice yıkadıktan sonra diş etlerine masaj yapabilirsiniz.
* Onu hiç yalnız bırakmamak kaydıyla eline buzdolabından çıkmış havuç ya da salatalık verebilirsiniz.
* Bol bol sıvı içmesini sağlayın. Bu dönemde çok salyası akan bebeğin sıvı ihtiyacı artar.
* Diş çıkaran bebekleri rahatlatmak amacıyla üretilen diş eti jellerini de doktorunuza danışarak kullanabilirsiniz.
* Bebeğinizin diş çıkarırken yaşadığı yan etkileri de başlı başına birer hastalık olarak kabul edin ve tedavisi için harekete geçin.
Ateşlenen bebeğinize mutlaka ateş düşürücü şuruplar verin. Pişikleri kremlerle tedavi edin. Yan etkiler beklenenden uzun sürerse mutlaka doktorunuza başvurun.
* Parmağınıza temiz bir tülbent sarın ve bununla bebeğinizin diş etlerine masaj yapın. Böylece bebeğinizin diş etleri hem rahatlar hem de temizlenir. Bu durum, çıkacak dişlerin, eti daha kolay yarmasını sağlar.
* Bir diş kaşıma oyuncağını buzdolabında soğutun. Ancak asla dondurmayın. Bazı diş kaşıma oyuncaklarının içi jölemsi bir sıvıyla doludur ve bu oyuncaklar bebeklerin çok hoşuna gider. En az 2 adet diş kaşıyıcısı bulundurun, böylece siz birini temizlerken bebeğiniz diğerini kullanabilir.
* Çok sıkıntıdaysa ona parasetamol içeren şuruplardan uygun dozda verebilirsiniz. Bu ilaçları asla 3 aylıktan küçük bebeklere vermemelisiniz.
* Eğer bebeğiniz izin verirse ellerinizi iyice yıkadıktan sonra diş etlerine masaj yapabilirsiniz.
* Onu hiç yalnız bırakmamak kaydıyla eline buzdolabından çıkmış havuç ya da salatalık verebilirsiniz.
* Bol bol sıvı içmesini sağlayın. Bu dönemde çok salyası akan bebeğin sıvı ihtiyacı artar.
* Diş çıkaran bebekleri rahatlatmak amacıyla üretilen diş eti jellerini de doktorunuza danışarak kullanabilirsiniz.
* Bebeğinizin diş çıkarırken yaşadığı yan etkileri de başlı başına birer hastalık olarak kabul edin ve tedavisi için harekete geçin.
Ateşlenen bebeğinize mutlaka ateş düşürücü şuruplar verin. Pişikleri kremlerle tedavi edin. Yan etkiler beklenenden uzun sürerse mutlaka doktorunuza başvurun.
Bebeklerde diş çıkarma sorunları
Bebeğiniz, çıkmaya hazır olan dişleriyle dünyaya gelir. Bu dişler, bebeğiniz yaklaşık 5-7 aylık olduktan sonra diş etlerini yararak ortaya çıkarlar. Tabii ilk dişin ne zaman çıkacağı bebekten bebeğe büyük farklılıklar gösterebilir. Kimi bebekler dişleri, diş etlerinden belirecek kadar ortaya çıkmışken dünyaya gelebilirler. Ancak bu dişli doğumlara her 2 bin bebekten birinde rastlanır. Bebeklerin dişli doğmasının hiçbir sakıncası olmadığından, diş doktorları bu dişlere müdahale etmezler. Yalnız bu dişler çok sağlam olmadığı için emme sırasında deforme olup geriye doğru yatabilirler. Bebekler, genellikle 5-7 aylıkken ilk dişlerini çıkarırlar. Bu dişlere "süt dişleri" ya da "bebek dişleri" denir. Pek çok çocuğun süt dişlerinin çıkması 2.5-3 yaşına geldiğinde tamamlanır.
Erken ya da geç diş çıkarmak genetik özelliğe bağlıdır. Çok az sayıda bebeğin ilk dişleri ise ilk doğumgününden bile sonra çıkabilir. Bazı durumlarda çok geç diş çıkaran bebeklerde kemik erimesi gibi ciddi hastalıkların varlığından söz edilebilir. Ancak bu rahatsızlıkların geç diş çıkarmaktan çok daha belirgin bazı belirtileri vardır. Doktorunuz kuşkusuz bu belirtilerin farkına varır. Bebekler her dişlerinin çıkışından önce bazı rahatsızlıklar hissedebilirler. Ancak bebeğiniz büyüdükçe bu rahatsızlıkların ve mızmızlanmaların miktarı da artabilir. Bebeğinizin bu tür rahatsızlıkları birkaç basit tıbbi müdahale ve bol bol ilgi ve şefkatle ortadan kalkar. Ancak bebeğiniz bir türlü sakinleşmiyor ve değişik hastalık belirtileri yaşıyorsa, durumu diş çıkarmaya bağlamayın ve mutlaka doktorunuza başvurun.
Erken ya da geç diş çıkarmak genetik özelliğe bağlıdır. Çok az sayıda bebeğin ilk dişleri ise ilk doğumgününden bile sonra çıkabilir. Bazı durumlarda çok geç diş çıkaran bebeklerde kemik erimesi gibi ciddi hastalıkların varlığından söz edilebilir. Ancak bu rahatsızlıkların geç diş çıkarmaktan çok daha belirgin bazı belirtileri vardır. Doktorunuz kuşkusuz bu belirtilerin farkına varır. Bebekler her dişlerinin çıkışından önce bazı rahatsızlıklar hissedebilirler. Ancak bebeğiniz büyüdükçe bu rahatsızlıkların ve mızmızlanmaların miktarı da artabilir. Bebeğinizin bu tür rahatsızlıkları birkaç basit tıbbi müdahale ve bol bol ilgi ve şefkatle ortadan kalkar. Ancak bebeğiniz bir türlü sakinleşmiyor ve değişik hastalık belirtileri yaşıyorsa, durumu diş çıkarmaya bağlamayın ve mutlaka doktorunuza başvurun.
Bebek ve Çocuklarda Solunum Hastalıkları Nasıl fark edilir
Çocuğun ateşi varsa, sık nefes alıp veriyorsa, nefes alırken göğüs kafesinde çekilmeler oluyorsa, sıvı gıdaları alamıyor ve öksürüğü devam ediyorsa, hiç vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna götürülmeli ve tedaviye başlanmalıdır.
Akut solunum yolu enfeksiyonları sırasında beslenme sürdürülmeli, çocuğun iştahı az olduğu için sık sık ve az az yedirilmelidir. Çocuğun burun tıkanıklığı varsa ve bu durum beslenmesini engelliyorsa burun temizlenmeli, bol su ve sıvı gıdalar verilmelidir.
Solunum Yolu Hastalığı Olan Bebeklerin Ev Koşulları Nasıl Olmalıdır?
Hastalığı sırasında çocuğun beslenmesi sürdürülmeli, hastalık sonrası kaybettiği kilosunu alması için fazladan bir öğün daha yemek verilmelidir. Bu ek öğün çocuk eski ağırlığına ulaşana kadar sürdürülmelidir.
Hastalık sırasında iştah kaybolur. Çocuğa sık sık ve az az yemek yedirilmelidir.Ateşi varsa düşürülür, bu çocuğun yemek yemesinde yardımcı bir faktördür.
Burun tıkalı ise eczaneden serum fizyolojik alınarak çocuk yatar durumdayken her iki burun deliğine birer damlalık dolusu damlatılmalı, sonra çocuk kaldırılarak yumuşak bir mendille temizlenmelidir.
İçinde tıbbi madde bulunan burun damlaları, zararlı olabileceği için kullanılmamalıdır. Serum fizyolojiğin olmadığı durumlarda yarım litre kaynatılmış soğutulmuş suya bir çay kaşığı tuz konarak karıştırılıp çocuğun burnuna damlatılabilir.
Çocuğun uyuduğu odanın havası çok kuru ise burnu tıkanabilir. Soba veya kaloriferin üzerine üstü açık geniş bir kap içinde su konularak ve sürekli nem yapması sağlanmalıdır.
Hastalıkta, özellikle ateş varken vücuttan sıvı kaybı çok artar. Bunu önlemek için sadece anne sütü alan bebeklerde emzirme sıklaştırılmalıdır.
Çocuk sadece anne sütü almıyorsa ek olarak, temiz içme suyu, diğer sıvılar, meyve suları , süt verilmelidir. Boğaz ağrısı ve öksürük evde hazırlanan şekerli çay, ıhlamur gibi bazı içeceklerle azaltılıp düzeltilebilir.
Eğer çocukta solunum sırasında zorlanma, hızlı solunum ( anne bir kez nefes alıp verirken çocuğun iki veya daha fazla nefes alıp vermesi), sıvı gıdaları içememe,durumunda kötüleşme olursa hemen bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir.
Ayrıca bebeğin uyuduğu odaların iyi havalandırılması korunma açısından çok önemlidir.
Solunum yolu enfeksiyonlarında sigara dumanı riski artıracağı ve hasta çocuklarda iyileşmeyi geciktireceği için çocukların olduğu ortamlarda sigara içilmemelidir.
Ayrıca sigaranın gebelikte kullanımı bebeğin küçük veya düşük kilolu doğma olasılığını artıracağından çocukların akut solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini artırır. Bebekler ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmeli, 6. Aydan sonra anne sütüne devam edilerek zamanında ve uygun ek gıdalara başlanılmalı, yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir.
Akut solunum yolu enfeksiyonları sırasında beslenme sürdürülmeli, çocuğun iştahı az olduğu için sık sık ve az az yedirilmelidir. Çocuğun burun tıkanıklığı varsa ve bu durum beslenmesini engelliyorsa burun temizlenmeli, bol su ve sıvı gıdalar verilmelidir.
Solunum Yolu Hastalığı Olan Bebeklerin Ev Koşulları Nasıl Olmalıdır?
Hastalığı sırasında çocuğun beslenmesi sürdürülmeli, hastalık sonrası kaybettiği kilosunu alması için fazladan bir öğün daha yemek verilmelidir. Bu ek öğün çocuk eski ağırlığına ulaşana kadar sürdürülmelidir.
Hastalık sırasında iştah kaybolur. Çocuğa sık sık ve az az yemek yedirilmelidir.Ateşi varsa düşürülür, bu çocuğun yemek yemesinde yardımcı bir faktördür.
Burun tıkalı ise eczaneden serum fizyolojik alınarak çocuk yatar durumdayken her iki burun deliğine birer damlalık dolusu damlatılmalı, sonra çocuk kaldırılarak yumuşak bir mendille temizlenmelidir.
İçinde tıbbi madde bulunan burun damlaları, zararlı olabileceği için kullanılmamalıdır. Serum fizyolojiğin olmadığı durumlarda yarım litre kaynatılmış soğutulmuş suya bir çay kaşığı tuz konarak karıştırılıp çocuğun burnuna damlatılabilir.
Çocuğun uyuduğu odanın havası çok kuru ise burnu tıkanabilir. Soba veya kaloriferin üzerine üstü açık geniş bir kap içinde su konularak ve sürekli nem yapması sağlanmalıdır.
Hastalıkta, özellikle ateş varken vücuttan sıvı kaybı çok artar. Bunu önlemek için sadece anne sütü alan bebeklerde emzirme sıklaştırılmalıdır.
Çocuk sadece anne sütü almıyorsa ek olarak, temiz içme suyu, diğer sıvılar, meyve suları , süt verilmelidir. Boğaz ağrısı ve öksürük evde hazırlanan şekerli çay, ıhlamur gibi bazı içeceklerle azaltılıp düzeltilebilir.
Eğer çocukta solunum sırasında zorlanma, hızlı solunum ( anne bir kez nefes alıp verirken çocuğun iki veya daha fazla nefes alıp vermesi), sıvı gıdaları içememe,durumunda kötüleşme olursa hemen bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir.
Ayrıca bebeğin uyuduğu odaların iyi havalandırılması korunma açısından çok önemlidir.
Solunum yolu enfeksiyonlarında sigara dumanı riski artıracağı ve hasta çocuklarda iyileşmeyi geciktireceği için çocukların olduğu ortamlarda sigara içilmemelidir.
Ayrıca sigaranın gebelikte kullanımı bebeğin küçük veya düşük kilolu doğma olasılığını artıracağından çocukların akut solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini artırır. Bebekler ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmeli, 6. Aydan sonra anne sütüne devam edilerek zamanında ve uygun ek gıdalara başlanılmalı, yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir.
Çocuklarda sık rastlanan solunum yolu hastalıkları
Solunum sisteminin en büyük görevi yaşamımız için gerekli olan oksijen alışverişini sağlamaktır. Bir canlı nefes almadan en fazla 3-4 dakika yaşayabilir. Solunum sisteminin bir diğer rolü süzgeç görevi yapmaktır. Havadaki tozlar solunum yollarındaki ince tüyler aracılığı ile tutulur. Çocuklarda sık rastlanan solunum yolu hastalıkları çok ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır.
Akut Solunum Yolları Enfeksiyonu
Bebek ve çocukların hastalanma ve ölümlerine neden olan Akut Solunum Yolu Enfeksiyonları (ASYE), virüs ve bakterilerin bulaşmasıyla bebeği tehdit ediyor. Düşük doğum ağırlıklı olarak doğmalarının önlenmesi, yenidoğan bakımının iyileştirilmesi, bebeklerin anne sütüyle beslenmelerinin sağlanması, aşıyla korunabilir hastalıklara karşı aşılama programının eksiksiz uygulanması, ev ve çevre koşullarının iyileştirilmesi, kronik hastalıkların uygun şekilde takip ve tedavisi hastalığın görülme riskini azaltır.
Sıklıkla virüs ve bakterilerin neden olduğu akut solunum yolu enfeksiyonları, çok çeşitli klinik tablolar şeklinde ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlardan zatürre, özellikle bebeklik ve çocukluk dönemindeki hastalıkların, ölümlerin en sık nedenini oluşturur.
Türkiye'de bebek ve çocuk ölümleri içerisinde önemli yer alan Akut Solunum Yolu Enfeksiyonlarına bağlı ölümlerin ve hastalıkların azaltılması amacıyla Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü tarafından 'Akut Solunum Yolu Enfeksiyonlarının Kontrolü Programı'nın 1988 yılından bu yana uygulanmaktadır.
Çocuklarda Solunum Yolu Enfeksiyonlarının Risk Faktörleri Nelerdir?
Beslenme bozukluğu olan çocuklarda vücudun savunma sistemi bozulduğu için basit bir
soğuk algınlığı kolayca zatürreye dönüşmektedir.
Erken doğan veya düşük doğum ağırlıklı bebeklerde zatürre nedeniyle olan ölümler daha fazla görülmektedir.
Sigara kullanan ailelerin çocuklarının kullanmayan ailelerin çocuklarına göre 2 kat daha fazla solunum yolu enfeksiyonlarına yakalandıkları görülmektedir.
Hava kirliliğininde solunum enfeksiyonları riskini attırdığı tespit edilmiştir.
Solunum Yolu Enfeksiyonları Nasıl Bulaşır? Belirtileri Nelerdir?
Akut solunum yolu enfeksiyonlarında bulaşmanın genellikle hava yolu ve tükürük damlacıklarıdır. "Hastalık yerleştiğinde, özellikle zatürrede öksürük, ateş, hızlı solunum, göğüs kafesinde çekilme, burun kanadının solunuma iştirak etmesi, inlemeli-hırıltılı solunum, küçük çocuklarda beslenememe, büyük çocuklarda iştah azlığı görülmektedir.
Akut Solunum Yolları Enfeksiyonu
Bebek ve çocukların hastalanma ve ölümlerine neden olan Akut Solunum Yolu Enfeksiyonları (ASYE), virüs ve bakterilerin bulaşmasıyla bebeği tehdit ediyor. Düşük doğum ağırlıklı olarak doğmalarının önlenmesi, yenidoğan bakımının iyileştirilmesi, bebeklerin anne sütüyle beslenmelerinin sağlanması, aşıyla korunabilir hastalıklara karşı aşılama programının eksiksiz uygulanması, ev ve çevre koşullarının iyileştirilmesi, kronik hastalıkların uygun şekilde takip ve tedavisi hastalığın görülme riskini azaltır.
Sıklıkla virüs ve bakterilerin neden olduğu akut solunum yolu enfeksiyonları, çok çeşitli klinik tablolar şeklinde ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlardan zatürre, özellikle bebeklik ve çocukluk dönemindeki hastalıkların, ölümlerin en sık nedenini oluşturur.
Türkiye'de bebek ve çocuk ölümleri içerisinde önemli yer alan Akut Solunum Yolu Enfeksiyonlarına bağlı ölümlerin ve hastalıkların azaltılması amacıyla Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü tarafından 'Akut Solunum Yolu Enfeksiyonlarının Kontrolü Programı'nın 1988 yılından bu yana uygulanmaktadır.
Çocuklarda Solunum Yolu Enfeksiyonlarının Risk Faktörleri Nelerdir?
Beslenme bozukluğu olan çocuklarda vücudun savunma sistemi bozulduğu için basit bir
soğuk algınlığı kolayca zatürreye dönüşmektedir.
Erken doğan veya düşük doğum ağırlıklı bebeklerde zatürre nedeniyle olan ölümler daha fazla görülmektedir.
Sigara kullanan ailelerin çocuklarının kullanmayan ailelerin çocuklarına göre 2 kat daha fazla solunum yolu enfeksiyonlarına yakalandıkları görülmektedir.
Hava kirliliğininde solunum enfeksiyonları riskini attırdığı tespit edilmiştir.
Solunum Yolu Enfeksiyonları Nasıl Bulaşır? Belirtileri Nelerdir?
Akut solunum yolu enfeksiyonlarında bulaşmanın genellikle hava yolu ve tükürük damlacıklarıdır. "Hastalık yerleştiğinde, özellikle zatürrede öksürük, ateş, hızlı solunum, göğüs kafesinde çekilme, burun kanadının solunuma iştirak etmesi, inlemeli-hırıltılı solunum, küçük çocuklarda beslenememe, büyük çocuklarda iştah azlığı görülmektedir.
Bebeklerde ağız sağlığı ve hastalıkları
Dudaklar, dil, ağız mukozası, diş etleri, dişler, damak ve farinks bir dil basacağı yardımı ile ya da çocuk ağlarken bakılarak incelenir.
Ağız kuruluğu; sıvı alımının azaldığı veya sıvı kaybının arttığı (ishal, aşırı terleme, diyabetes mellitus, diyabetes insipidus, kusmalar) durumlarda dehidratasyona bağlı olarak oluşur. Ateşli hastalıklar, kabakulak da tükrük salgısının azalması sonucu ağız kuruluğuna yol açar.
Stomatit, diş çıkarma ve parazitozlarda ise hipersalivasyon (tükrük salgısının artışı) görülür.
HalitosisHağızda fena koku); ağız hijyeninden yoksun çocuklarda, üst solunum yolu infeksiyonlarmda, özellikle adenoid vejetasyonlu çocuklarda görülür. Ketoasidozda ağız aseton kokar.Trismus; çene kaslarının kasılması sonucu ağzın açıklamamasıdır. En sık tetanosda görülür, ilk gelişen bulgudur ve en son kaybolur.
Dudaklar
Dudaklarda yarık (tavşan dudağı), damakta yarık (kurt ağzı) bazen kalıtsal, bazen de embriyonal dönemden kaynaklanan kongenital anomalilerdir.
Cheilosis (angüler stomatit); ağız köşelerinde derin ülserasyon, kabuklanma ve ‘çatlaklarla belirlenir. Aşırı salivasyonda ve riboflavin eksikliğinde rastlanır.
Ragadlar; dudaklardan ve özellikle ağız köşelerinden deriye uzanan çizgisel nedbelerdir. Lezyon mukozada da varsa sifilis düşünülmelidir.
Dil
Dilin tat duygusunu sağlayan sinirleri nervus fasiyalis, nervus glossopharyngeus ve nervus trigeminusun mandibülar dahdır. Bunlara özgü hastalıklarda tat duygusu bozulur. Koku alınamadığı durumlarda da tat duygusu bozulur.
Dilin büyük olması (makrogîossi); hinotiro-idide miksödem nedeniyle gelişir. Dil lenfanüomlarında, dil büyüklüğü yanısıra papillalar belirgindir ve çoğu kez boyunda kitleler ele gelir.
Anemide dil soluktur. Demir eksikliği anemisi ve pernisiöz anemide dil solukluğunun yanısıra papillalar atrofiktir. Üzerleri düzleşmiştir ve ağrılı olabilir.
Glossit, dil mukozasının iltihabıdır. Dil parlak kırmızı ve ağrılıdır. Antibiyotik kullanımı sonucu, B grubu avitaminozlarda, streptokok in-feksiyonlarında görülür. Kızılda dil ahududu görünümünde olur. Tifoda dilin orta kısmı siyaha çalan renkte ve paslı, kenarları kırmızıdır. Frenulum Cdil bağı) bazen dilin hareketlerini kısıtlayacak kadar kısa olabilir. Yemeyi ve konuşmayı engellemiyorsa önem taşımaz.
Ağız mukozası
Moler dişler hizasında etrafı kırmızı, toplu iğne başı büyüklüğünde beyaz kabarıklıklar, kızamığın patognomik belirtisi olan koplik lekeleridir. Kabakulakta, parotis bezinin Stenon kanalının ağzı, 2. üst azı dişi hizasında hafif kırmızı, topluiğne başı büyüklüğünde bir açıklık olarak görülür. Epstein incileri, yenidoğanda sert damakta müköz glandlarm obstrüksiyonu sonucu gelişen inklüzyon veya. retansiyon kistleridir. Spontan olarak kaybolurlar.
Yanak içinde, dil ve damakta süt parçacıkların andıran beyaz lezyonlara pamukçuk (müge) denir. Candida albicans (monilia) infeksi-yonuna işaret eder. Yenidoğanlarda sıktır. Uzun süre antibiyotik alanlarda, ağır hastalıklarda da görülebilir.
Ağız içinde beyaz etrafı kırmızı, ağrılı ülser plaklarına aft adı verilir.
Stomatit, ağız boşluğunun etiolojisi değişik iltihap, ülserasyon ve eksüdasyonudur. En sık aftlarla birlikte olur (stomatitis aphthosa). Antibiyotikler, mantar infeksiyonları, yakıcı sıvılar, vitamin eksiklikleri, agranülositoz, lösemiler ağız içi iltihabına yol açar. Yanakların ve dudakların iç yüzünde pigmentasyon Addison hastalığında ve Peutzjeghers sendromunda görülür. Lösemilerde, kanama diyatezlerinde peteşiler görülebilir. Ağız mukozasındaki döküntüler enantem adım alır.
Dişler
Dişlerin yaşa uygun olup olmadığı kontrol edilir. Dişlerin çıkmasmdaki aşırı gecikme hipotiroidiyi düşündürmelidir. Nadiren ailevi bir özellik olarak dişlerde eksiklik veya fazlalık görülür. Hiç diş çıkmaması kongenital ektodermal bir bozukluktur ve çoğu kez saç, tırnak ve ter bezlerinde değişiklikler ile birliktedir. Nadiren yenidoğanda natal diş görülebilir.
Tetrasiklin grubu ilaçlar ve demir preparatlan dişlerde sararma ve siyahlaşmaya yol açar. Ayrıca dişler deformasyon ve çürük açısından da değerlendirilmelidir.Üst kesicilerin kenarlarının çentikli veya kanca biçiminde oluşu kongenital sifilisi düşündürmelidir (Hutchinson dişleri).
Diş etleri
Anemide diş etleri soluktur. Diş etlerinin iltihabında (gingivît) diş etleri koyu kırmızı, şiş, ağrılıdır ve kolay kanar. Ağız bakımı kötü olanlarda, C avitaminozunda, üremi, lösemi, agranülositoz, uzun süre phenytoin alan epüeptiklerde görülür.
Pyorrhoea alveolaris, diş eti ile diş arasına giren mikroorganizmaların oluşturduğu iltihabi bir durumdur. Diş etine bastırıldığında cerahat gelir. Kurşun zehirlenmelerinde diş etlerinin serbest kenarlarında mavi şerit (kurşun sülfür) görülür.
Boğaz
Boğaz muayenesinde amaç farinksi, epiglot-tisi ve tonsillaları incelemektir. Çocuk annenin kucağında, kolları kavranıp dik pozisyonda tutulur. Sol el çocuğun alnına dayanılarak baş tes-bit edilir. Sağ el ile dil basacağı yan taraftan sokulur ve dil köküne bastırılır. Öğürme refleksi sırasında yumuşak damağın hareketi, aynı zamanda epiglottis görülür.
Difteri, yumuşak damak felcinin en önde gelen nedenidir. Epilottisin şiş ve kırmızı olması, hemen daima Hemofilus influenza infeksiyo-nuna bağlıdır.
Farinkste hiperemi, postnazal akıntı, lenf bezlerinin belirgin oluşu gözlenebilir. Genellikle iki yaşından küçüklerde rastlanan retrofaringeal apsede, farinkste müküs birikimi, yutma güçlüğü, horlayarak soluma ve yüksek ateş vardır.
Tonsillalarm büyüklüğü, rengi, eksüda ve membran olup olmadığı incelenir. Streptokok anjininde tonsillalar koyu kırmızıdır. Üzerinde folliküler cerahat odakları vardır. Boyun lenf bezleri de büyümüştür. Difteride, tonsillalar üzerinde dil basacağı ile kaldırılmaya çalışılınca kanayan bir membran oluşur. İnfeksiyöz mononükleoz da membranlı tonsillite yol açar. Büyükçe çocuklarda görülen peritonsiller apsede iltihabi ödem nedeniyle boğaz iyi görülmez ve uvuîa karşı tarafa itilmiştir. Tonsillalar ve yumuşak damak üzerinde küçük ülserli lezyonlar herpangina adını alır. Coxsackie virüsü ile oluşabilir. Tek taraflı tonsilla büyümelerinde tümör düşünülmelidir.
Ağız kuruluğu; sıvı alımının azaldığı veya sıvı kaybının arttığı (ishal, aşırı terleme, diyabetes mellitus, diyabetes insipidus, kusmalar) durumlarda dehidratasyona bağlı olarak oluşur. Ateşli hastalıklar, kabakulak da tükrük salgısının azalması sonucu ağız kuruluğuna yol açar.
Stomatit, diş çıkarma ve parazitozlarda ise hipersalivasyon (tükrük salgısının artışı) görülür.
HalitosisHağızda fena koku); ağız hijyeninden yoksun çocuklarda, üst solunum yolu infeksiyonlarmda, özellikle adenoid vejetasyonlu çocuklarda görülür. Ketoasidozda ağız aseton kokar.Trismus; çene kaslarının kasılması sonucu ağzın açıklamamasıdır. En sık tetanosda görülür, ilk gelişen bulgudur ve en son kaybolur.
Dudaklar
Dudaklarda yarık (tavşan dudağı), damakta yarık (kurt ağzı) bazen kalıtsal, bazen de embriyonal dönemden kaynaklanan kongenital anomalilerdir.
Cheilosis (angüler stomatit); ağız köşelerinde derin ülserasyon, kabuklanma ve ‘çatlaklarla belirlenir. Aşırı salivasyonda ve riboflavin eksikliğinde rastlanır.
Ragadlar; dudaklardan ve özellikle ağız köşelerinden deriye uzanan çizgisel nedbelerdir. Lezyon mukozada da varsa sifilis düşünülmelidir.
Dil
Dilin tat duygusunu sağlayan sinirleri nervus fasiyalis, nervus glossopharyngeus ve nervus trigeminusun mandibülar dahdır. Bunlara özgü hastalıklarda tat duygusu bozulur. Koku alınamadığı durumlarda da tat duygusu bozulur.
Dilin büyük olması (makrogîossi); hinotiro-idide miksödem nedeniyle gelişir. Dil lenfanüomlarında, dil büyüklüğü yanısıra papillalar belirgindir ve çoğu kez boyunda kitleler ele gelir.
Anemide dil soluktur. Demir eksikliği anemisi ve pernisiöz anemide dil solukluğunun yanısıra papillalar atrofiktir. Üzerleri düzleşmiştir ve ağrılı olabilir.
Glossit, dil mukozasının iltihabıdır. Dil parlak kırmızı ve ağrılıdır. Antibiyotik kullanımı sonucu, B grubu avitaminozlarda, streptokok in-feksiyonlarında görülür. Kızılda dil ahududu görünümünde olur. Tifoda dilin orta kısmı siyaha çalan renkte ve paslı, kenarları kırmızıdır. Frenulum Cdil bağı) bazen dilin hareketlerini kısıtlayacak kadar kısa olabilir. Yemeyi ve konuşmayı engellemiyorsa önem taşımaz.
Ağız mukozası
Moler dişler hizasında etrafı kırmızı, toplu iğne başı büyüklüğünde beyaz kabarıklıklar, kızamığın patognomik belirtisi olan koplik lekeleridir. Kabakulakta, parotis bezinin Stenon kanalının ağzı, 2. üst azı dişi hizasında hafif kırmızı, topluiğne başı büyüklüğünde bir açıklık olarak görülür. Epstein incileri, yenidoğanda sert damakta müköz glandlarm obstrüksiyonu sonucu gelişen inklüzyon veya. retansiyon kistleridir. Spontan olarak kaybolurlar.
Yanak içinde, dil ve damakta süt parçacıkların andıran beyaz lezyonlara pamukçuk (müge) denir. Candida albicans (monilia) infeksi-yonuna işaret eder. Yenidoğanlarda sıktır. Uzun süre antibiyotik alanlarda, ağır hastalıklarda da görülebilir.
Ağız içinde beyaz etrafı kırmızı, ağrılı ülser plaklarına aft adı verilir.
Stomatit, ağız boşluğunun etiolojisi değişik iltihap, ülserasyon ve eksüdasyonudur. En sık aftlarla birlikte olur (stomatitis aphthosa). Antibiyotikler, mantar infeksiyonları, yakıcı sıvılar, vitamin eksiklikleri, agranülositoz, lösemiler ağız içi iltihabına yol açar. Yanakların ve dudakların iç yüzünde pigmentasyon Addison hastalığında ve Peutzjeghers sendromunda görülür. Lösemilerde, kanama diyatezlerinde peteşiler görülebilir. Ağız mukozasındaki döküntüler enantem adım alır.
Dişler
Dişlerin yaşa uygun olup olmadığı kontrol edilir. Dişlerin çıkmasmdaki aşırı gecikme hipotiroidiyi düşündürmelidir. Nadiren ailevi bir özellik olarak dişlerde eksiklik veya fazlalık görülür. Hiç diş çıkmaması kongenital ektodermal bir bozukluktur ve çoğu kez saç, tırnak ve ter bezlerinde değişiklikler ile birliktedir. Nadiren yenidoğanda natal diş görülebilir.
Tetrasiklin grubu ilaçlar ve demir preparatlan dişlerde sararma ve siyahlaşmaya yol açar. Ayrıca dişler deformasyon ve çürük açısından da değerlendirilmelidir.Üst kesicilerin kenarlarının çentikli veya kanca biçiminde oluşu kongenital sifilisi düşündürmelidir (Hutchinson dişleri).
Diş etleri
Anemide diş etleri soluktur. Diş etlerinin iltihabında (gingivît) diş etleri koyu kırmızı, şiş, ağrılıdır ve kolay kanar. Ağız bakımı kötü olanlarda, C avitaminozunda, üremi, lösemi, agranülositoz, uzun süre phenytoin alan epüeptiklerde görülür.
Pyorrhoea alveolaris, diş eti ile diş arasına giren mikroorganizmaların oluşturduğu iltihabi bir durumdur. Diş etine bastırıldığında cerahat gelir. Kurşun zehirlenmelerinde diş etlerinin serbest kenarlarında mavi şerit (kurşun sülfür) görülür.
Boğaz
Boğaz muayenesinde amaç farinksi, epiglot-tisi ve tonsillaları incelemektir. Çocuk annenin kucağında, kolları kavranıp dik pozisyonda tutulur. Sol el çocuğun alnına dayanılarak baş tes-bit edilir. Sağ el ile dil basacağı yan taraftan sokulur ve dil köküne bastırılır. Öğürme refleksi sırasında yumuşak damağın hareketi, aynı zamanda epiglottis görülür.
Difteri, yumuşak damak felcinin en önde gelen nedenidir. Epilottisin şiş ve kırmızı olması, hemen daima Hemofilus influenza infeksiyo-nuna bağlıdır.
Farinkste hiperemi, postnazal akıntı, lenf bezlerinin belirgin oluşu gözlenebilir. Genellikle iki yaşından küçüklerde rastlanan retrofaringeal apsede, farinkste müküs birikimi, yutma güçlüğü, horlayarak soluma ve yüksek ateş vardır.
Tonsillalarm büyüklüğü, rengi, eksüda ve membran olup olmadığı incelenir. Streptokok anjininde tonsillalar koyu kırmızıdır. Üzerinde folliküler cerahat odakları vardır. Boyun lenf bezleri de büyümüştür. Difteride, tonsillalar üzerinde dil basacağı ile kaldırılmaya çalışılınca kanayan bir membran oluşur. İnfeksiyöz mononükleoz da membranlı tonsillite yol açar. Büyükçe çocuklarda görülen peritonsiller apsede iltihabi ödem nedeniyle boğaz iyi görülmez ve uvuîa karşı tarafa itilmiştir. Tonsillalar ve yumuşak damak üzerinde küçük ülserli lezyonlar herpangina adını alır. Coxsackie virüsü ile oluşabilir. Tek taraflı tonsilla büyümelerinde tümör düşünülmelidir.
Bebeklerin Göz hastalıkları nelerdir
Yenidoğan bebek ışığı ve parlak cisimleri farkedecek kadar görür. 2-4 haftalıktan itibaren büyük cisimleri ve insan yüzünü farketmeye başlar. Görme işlevi 8-10 haftalıkta eşyayı 180° izleyecek düzeye gelir. Yenidoğanda siyah ve beyaz -şeritlere boyanmış bir silindirin çocuğun gözünün önüntle tutularak döndürülmesi ile nis-tagmus oluşumuçocuğun görebildiğini kanıtlayan bir testtir (optokinetik nistagmus testi). Büyük çocuklarda yakın ve uzak eşyayı seçme yeteneğine bakmak gibi basit yöntemlerle görme işlevi kabaca değerlendirilmelidir.
İlk 6 ayda normal çocuklarda da hafif şaşılık (strabismus) görülebilir. Daha ileri yaşta strabismus göz sinirinin felci daha sıklıkla göz kaslarının zayıflığı sonucu oluşur.
Normal yenidoğanda geçici olarak nistagmus gelişebilir. Horizontal nistagmus göz bozukluklarında (ambliyopi) vestibulum ve serebel-lum hastalıklarında beyin sapı bozukluklarında; vertikal nistagmus ise hemen daima beyin sapı lezyonlarında görülür.
Batan güneş görünümü kornea ve irisin aşağı doğru yönelmesi ile üstte fazla sklera görülmesi durumudur. Hidrosefalide ortaya çıkar. Pretermlerde ilk aylarda başın yüze göre daha büyük olması sonucu benzer bir görünüm vardır.
Hipertelorismus Alport sendromu ve Crouzon sendromu (kraniofasiyal dizostoz) gibi sendromlarda rastlanan gözlerin birbirinden uzak olması durumudur. Gözlerin birbirine olan uzaklığı ölçülerek değerlendirilmelidir. Bunun için iç kantuslar arası mesafe dış kantuslar arası mesafe pupillalar arası mesafe ya da orbitalarm dış kenarları arasındaki mesafe ölçülür.
İç kantuslar arası mesafe 5 yaşta ortalama 2.9 cm. 11 yaşta 3.2 cm dir. Hipertelorism değerlendirilmesinde kantus indeksi (100 x iç kantuslar arası mesafe / dış kantuslar arası mesafe) ve baş çevresi-interorbital indeks (100 x iç kantuslar arası mesafe / başçevresi) gibi formüller kullanılmaktadır. Normalde kantus indeksi değerleri erkeklerde 38 kızlarda 38.5 dur. Baş çevresi / interorbital indeks ise her iki cinste 6 dır.
Gözlerin gelişme defekti sonucu küçük ve çökük oluşuna mikroftalmi denir. Kongenital toksoplazmosiste rastlanabilir. Ağır dehidratas-yonda da gözler çöküktür. Ekzoftalmi (gözlerin fırlak oluşu) hipertiroidide görülür. Proptosis (göz küresinin öne itilmesi) optik glioma heGöz kapağının kapanamaması Üagophthalmos) fasiyal sinirin periferik tipte paralizisinde görülür.
Hordeolum (arpacık) kirpik folikülünün sta-filokoksik iltihabıdır. Blefarit kirpiklerin bulunduğu göz kapağı kenarlarının kronik infeksi-yonudur. Göz kapağı kenarının dışarıya kıvrılmasına ektropion denir. Gözler sürekli yaşarır ve konjunkdvit gelişir. Entropionda ise göz kapakları içe kıvnlmıştır. Kirpikler korneayı zedeler.Alt göz kapağının aşağı çekilerekkapağın arka yüzünü örten mukozanın renginin değerlendirilmesi anemi hakkında bilgi verir. Sklera-lar sütçocuğunda hafif mavi olabilir. Belirgin mavi skleralar osteogenesis imperfecta’da görülür. Sanlık değerlendirilmesi özellikle sklera-larda yapılır.
Gözyaşı salgısı yenidoğanda yoktur. Yaklaşık 1. ayın sonunda başlar. Epiphora (gözyaşının artması); göze yabancı cisim kaçması sonucu konjunktivit ve kornea iltihaplarında görülür. Bir gözün devamlı akması nazolakrimal kanalda tıkanıklık işaretidir.
Kornea iltihaplanması (keratit) çeşitli in-feksiyonlar sonucu oluşabilir. Kongenital sifiliste geç bir belirti olan Hutchinson triadının bir öğesidir. Korneanın yüzeysel iltihaplarından arr takalan yoğun” lekelere nefelyon derin ülseras-yonlardan artakalanlara ise leukoma denir. Kornea ile iris arasındaki gözün ön kamarasında bulunan saydam sıvı içinde cerahat oluştuğunda korneanın alt kısmında seviye gösteren bir yoğunluk gözlenir (hypopyon). VViison hastalığında kornea çevresinde sarı-kahverengi bir halka belirir (Kayser-Fleischer halkası). Korneada opa-siteler iltihap sonucu mukopolisakkaridoz sisti-noz gibi metabolik hastalıklarda ve A hipovitaminozunda görülür. Kornea refleksine bükülmüş bir pamuğu yandan korneaya hafifçe değdirerek bakılır. Göz kapaklarının kapanmasırefleksin varlığını gösterir.
Sempatik uyarı gözbebeklerinin genişlemesine (mydriasis) parasempatik uyarı ise daralmasına (myosis) neden olur. Bir gözbebeğine ışık kaynağı yöneltildiğinde uyarının optik sinir aracılığı ile diğer gözbebeğine iletilmesi sonucu öteki pupilla da daralır. Akomodasyon sırasında myosis gelişir. Argyll-Robertson refleksi ışığa karşı reaksiyonun kaybolması buna karşın uyuma bağlı olan reaksiyonun bulunmasıdır. Nörosifiliste bulunur. Anizokori (iki pupillanm eşitsizliği) normal kişilerde de görülebilir. İritis nö-rosifilistüberküloz menenjit sempatik sinir felci anizokori nedeni olabilir. İris doğumda genellikle gri-mavi renktedir pigment oluşumu ile gözün-normal rengini kazanması daha ileri aylarda olur.
İris mercek ve retinanın muayenesi oftalmoskop ile yapılır. Alet + 10 a ayar edilerek retinaya bakılır. Normalde göz merceği saydamdır. Rubella sendromunda gaiaktozemide ve hipoparatiroidizmde katarakt görülür.
Yüksek konsantrasyonda oksijen tedavisi yapılan prematüre bebeklerde lens arkasında opak bir kitle olarak görülen retrolental fibroplazi gelişebilir ve körlüğe yol açabilir.
Normal yenidoğan ve sütçocuğunda makulada düzensiz pigmentasyon ve retinada soluk bölgeler gözlenebilir. Oftalmoskopik muayene ile toxoplazmosis ve sitomegalik inklüzyon cisimciği hastalıklarında korioretinit; Tay Sachs ve Niemann Pick hastalıklarında kırmızı leke; kafa içi basıncı artması ya da retrobulber nevrit sonucu oluşabilen optik atrofi saptanabilir.
İlk 6 ayda normal çocuklarda da hafif şaşılık (strabismus) görülebilir. Daha ileri yaşta strabismus göz sinirinin felci daha sıklıkla göz kaslarının zayıflığı sonucu oluşur.
Normal yenidoğanda geçici olarak nistagmus gelişebilir. Horizontal nistagmus göz bozukluklarında (ambliyopi) vestibulum ve serebel-lum hastalıklarında beyin sapı bozukluklarında; vertikal nistagmus ise hemen daima beyin sapı lezyonlarında görülür.
Batan güneş görünümü kornea ve irisin aşağı doğru yönelmesi ile üstte fazla sklera görülmesi durumudur. Hidrosefalide ortaya çıkar. Pretermlerde ilk aylarda başın yüze göre daha büyük olması sonucu benzer bir görünüm vardır.
Hipertelorismus Alport sendromu ve Crouzon sendromu (kraniofasiyal dizostoz) gibi sendromlarda rastlanan gözlerin birbirinden uzak olması durumudur. Gözlerin birbirine olan uzaklığı ölçülerek değerlendirilmelidir. Bunun için iç kantuslar arası mesafe dış kantuslar arası mesafe pupillalar arası mesafe ya da orbitalarm dış kenarları arasındaki mesafe ölçülür.
İç kantuslar arası mesafe 5 yaşta ortalama 2.9 cm. 11 yaşta 3.2 cm dir. Hipertelorism değerlendirilmesinde kantus indeksi (100 x iç kantuslar arası mesafe / dış kantuslar arası mesafe) ve baş çevresi-interorbital indeks (100 x iç kantuslar arası mesafe / başçevresi) gibi formüller kullanılmaktadır. Normalde kantus indeksi değerleri erkeklerde 38 kızlarda 38.5 dur. Baş çevresi / interorbital indeks ise her iki cinste 6 dır.
Gözlerin gelişme defekti sonucu küçük ve çökük oluşuna mikroftalmi denir. Kongenital toksoplazmosiste rastlanabilir. Ağır dehidratas-yonda da gözler çöküktür. Ekzoftalmi (gözlerin fırlak oluşu) hipertiroidide görülür. Proptosis (göz küresinin öne itilmesi) optik glioma heGöz kapağının kapanamaması Üagophthalmos) fasiyal sinirin periferik tipte paralizisinde görülür.
Hordeolum (arpacık) kirpik folikülünün sta-filokoksik iltihabıdır. Blefarit kirpiklerin bulunduğu göz kapağı kenarlarının kronik infeksi-yonudur. Göz kapağı kenarının dışarıya kıvrılmasına ektropion denir. Gözler sürekli yaşarır ve konjunkdvit gelişir. Entropionda ise göz kapakları içe kıvnlmıştır. Kirpikler korneayı zedeler.Alt göz kapağının aşağı çekilerekkapağın arka yüzünü örten mukozanın renginin değerlendirilmesi anemi hakkında bilgi verir. Sklera-lar sütçocuğunda hafif mavi olabilir. Belirgin mavi skleralar osteogenesis imperfecta’da görülür. Sanlık değerlendirilmesi özellikle sklera-larda yapılır.
Gözyaşı salgısı yenidoğanda yoktur. Yaklaşık 1. ayın sonunda başlar. Epiphora (gözyaşının artması); göze yabancı cisim kaçması sonucu konjunktivit ve kornea iltihaplarında görülür. Bir gözün devamlı akması nazolakrimal kanalda tıkanıklık işaretidir.
Kornea iltihaplanması (keratit) çeşitli in-feksiyonlar sonucu oluşabilir. Kongenital sifiliste geç bir belirti olan Hutchinson triadının bir öğesidir. Korneanın yüzeysel iltihaplarından arr takalan yoğun” lekelere nefelyon derin ülseras-yonlardan artakalanlara ise leukoma denir. Kornea ile iris arasındaki gözün ön kamarasında bulunan saydam sıvı içinde cerahat oluştuğunda korneanın alt kısmında seviye gösteren bir yoğunluk gözlenir (hypopyon). VViison hastalığında kornea çevresinde sarı-kahverengi bir halka belirir (Kayser-Fleischer halkası). Korneada opa-siteler iltihap sonucu mukopolisakkaridoz sisti-noz gibi metabolik hastalıklarda ve A hipovitaminozunda görülür. Kornea refleksine bükülmüş bir pamuğu yandan korneaya hafifçe değdirerek bakılır. Göz kapaklarının kapanmasırefleksin varlığını gösterir.
Sempatik uyarı gözbebeklerinin genişlemesine (mydriasis) parasempatik uyarı ise daralmasına (myosis) neden olur. Bir gözbebeğine ışık kaynağı yöneltildiğinde uyarının optik sinir aracılığı ile diğer gözbebeğine iletilmesi sonucu öteki pupilla da daralır. Akomodasyon sırasında myosis gelişir. Argyll-Robertson refleksi ışığa karşı reaksiyonun kaybolması buna karşın uyuma bağlı olan reaksiyonun bulunmasıdır. Nörosifiliste bulunur. Anizokori (iki pupillanm eşitsizliği) normal kişilerde de görülebilir. İritis nö-rosifilistüberküloz menenjit sempatik sinir felci anizokori nedeni olabilir. İris doğumda genellikle gri-mavi renktedir pigment oluşumu ile gözün-normal rengini kazanması daha ileri aylarda olur.
İris mercek ve retinanın muayenesi oftalmoskop ile yapılır. Alet + 10 a ayar edilerek retinaya bakılır. Normalde göz merceği saydamdır. Rubella sendromunda gaiaktozemide ve hipoparatiroidizmde katarakt görülür.
Yüksek konsantrasyonda oksijen tedavisi yapılan prematüre bebeklerde lens arkasında opak bir kitle olarak görülen retrolental fibroplazi gelişebilir ve körlüğe yol açabilir.
Normal yenidoğan ve sütçocuğunda makulada düzensiz pigmentasyon ve retinada soluk bölgeler gözlenebilir. Oftalmoskopik muayene ile toxoplazmosis ve sitomegalik inklüzyon cisimciği hastalıklarında korioretinit; Tay Sachs ve Niemann Pick hastalıklarında kırmızı leke; kafa içi basıncı artması ya da retrobulber nevrit sonucu oluşabilen optik atrofi saptanabilir.
Ek besin döneminde bebeğe verilecek ek gıdaların hazırlanışı ve tarifler
1
Muhallebi: 4-6. aydan itibaren başlanır. Genellikle akşam öğünlerinde yatmadan önce verilir.
Mama ile Muhallebi Hazırlanışı: İnek sütü 1 yaşına kadar önerilmediğinden mama ile hazırlanması önerilmektedir.
Malzemeler:
• 1 su bardağı su (200 ml)
• 3 silme tatlı kaşığı pirinç unu
• 6 ölçek Devam Biberon Maması*
Hazırlanışı:
1 su bardağı su ile 3 silme tatlı kaşığı pirinç unu pişirilir ve ocaktan indirdikten sonra içerisine 6 ölçek Devam Biberon Maması* ilave edilip, iyice karıştırılır.
2
Sebze Çorbası: 4-6. aylardan itibaren öğlen öğününde 1-2 tatlı kaşığı ile başlanır, gittikçe artırılır ve günlük olarak hazırlanmalıdır.
Malzemeler:
• 1 su bardağı su
• 1 orta boy havuç
• 1 küçük patates
• 1 tatlı kaşığı pirinç
Hazırlanışı:
Tüm malzemeler tencerede ağzı kapalı olarak pişirilir. Tel süzgeçten geçirilir, 1 çay kaşığı zeytinyağ ilave edilir. Bebek buna alıştıktan sonra azar azar diğer mevsim sebzelerinden de ilave etmeye başlayabilirsiniz.
3
Meyve Suyu ve Püresi: 4-6. aydan sonra başlanır. Elma, şeftali gibi meyvelerin suları 1-2 tatlı kaşığı ile başlanır ve yavaş yavaş artırılır.
Malzemeler:
• ½ elma veya armut veya şeftali
Hazırlanışı:
Meyve yıkanır, kabukları soyulur, cam rendede rendelenir ve tel süzgeçten geçirilerek suyu elde edilir. Günlük 50 ml. civarında verilebilir. Bebek bunu rahatlıkla almaya başladıktan sonra püre şeklinde de verilebilir. Meyve suyu veya pürelerine şeker ilave edilmemelidir.
4
Yoğurt: 5-6 aydan itibaren başlanır ve genelde ikindi öğününde verilir.
Hazırlanışı:
İnek sütü 1 yaşına kadar önerilmediğinden mama ile hazırlanması önerilmektedir. 100 ml. hazırlanmış Aptamil 2 içine ılık iken (43-44 C) 1 çay kaşığı yoğurt ilave ederek 3-4 saat süre ile sıcak bir ortamda mayalanmaya bırakılır.
Bebeğiniz 12. ayını dolduruktan sonra süt ile yoğurt hazırlayabilirsiniz:
Süt kaynatılır, elin dayanabileceği sıcaklığa (43 C) kadar soğutulur. 200ml. süt içersine 1 tatlı kaşığı yoğurt 1-2 kaşık sütle sulandırılarak eklenir ve yavaşça karıştırılır. Hareket ettirmeden sıcaklığını koruyacak şekilde 4-5 saat beklenir.Daha sonra buzdolabında 2-3 saat dinlendirilir.
5
Kahvaltı Karışımı: (6.aydan itibaren)
Malzemeler:
• 150 ml. hazırlanmış Devam Biberon Maması
• 2-3 yemek kaşığı Milupa 8 Tahıllı ve Ballı Kahvaltılık Ek Besin
• 1/8 haşlanmış yumurta sarısı*
• ½ kibrit kutusu (yaklaşık 10 g.) beyaz peynir**
• 1 tatlı kaşığı pekmez
Hazırlanışı:
Devam mamasını(Aptamil 2, Milumil 2, Conformil 2 veya 8. aydan itibaren Aptamil 3 veya Milumil 3) kutu üzerinde yazan tarife göre hazırlayınız. Ilık iken içerisine tüm malzemeleri yavaş yavaş ilave edip, bir çatalla iyice karıştırınız.Bebeğiniz için lezzetli ve besleyici kahvaltı karışımı hazır..
*Yumurta önce 1/8 miktarında başlanıp daha sonra yavaş yavaş artırılmalıdır, gün aşırı verilmelidir. 8 aylık bir bebek tam bir yumurta sarısını yiyebilir, 12. aydan önce yumurtanın beyazı verilmemelidir.
**Beyaz peynirin tuzu akşamdan suda bekletilerek alınmalıdır. 7-8 ayında beyaz peynirin miktarını 1 kibrit kutusu (20 g.) büyüklüğüne çıkartabilirsiniz.
***10 ayından sonra tereyağ ve 1 yaşından sonra bal ilave edebilirsiniz.
Muhallebi: 4-6. aydan itibaren başlanır. Genellikle akşam öğünlerinde yatmadan önce verilir.
Mama ile Muhallebi Hazırlanışı: İnek sütü 1 yaşına kadar önerilmediğinden mama ile hazırlanması önerilmektedir.
Malzemeler:
• 1 su bardağı su (200 ml)
• 3 silme tatlı kaşığı pirinç unu
• 6 ölçek Devam Biberon Maması*
Hazırlanışı:
1 su bardağı su ile 3 silme tatlı kaşığı pirinç unu pişirilir ve ocaktan indirdikten sonra içerisine 6 ölçek Devam Biberon Maması* ilave edilip, iyice karıştırılır.
2
Sebze Çorbası: 4-6. aylardan itibaren öğlen öğününde 1-2 tatlı kaşığı ile başlanır, gittikçe artırılır ve günlük olarak hazırlanmalıdır.
Malzemeler:
• 1 su bardağı su
• 1 orta boy havuç
• 1 küçük patates
• 1 tatlı kaşığı pirinç
Hazırlanışı:
Tüm malzemeler tencerede ağzı kapalı olarak pişirilir. Tel süzgeçten geçirilir, 1 çay kaşığı zeytinyağ ilave edilir. Bebek buna alıştıktan sonra azar azar diğer mevsim sebzelerinden de ilave etmeye başlayabilirsiniz.
3
Meyve Suyu ve Püresi: 4-6. aydan sonra başlanır. Elma, şeftali gibi meyvelerin suları 1-2 tatlı kaşığı ile başlanır ve yavaş yavaş artırılır.
Malzemeler:
• ½ elma veya armut veya şeftali
Hazırlanışı:
Meyve yıkanır, kabukları soyulur, cam rendede rendelenir ve tel süzgeçten geçirilerek suyu elde edilir. Günlük 50 ml. civarında verilebilir. Bebek bunu rahatlıkla almaya başladıktan sonra püre şeklinde de verilebilir. Meyve suyu veya pürelerine şeker ilave edilmemelidir.
4
Yoğurt: 5-6 aydan itibaren başlanır ve genelde ikindi öğününde verilir.
Hazırlanışı:
İnek sütü 1 yaşına kadar önerilmediğinden mama ile hazırlanması önerilmektedir. 100 ml. hazırlanmış Aptamil 2 içine ılık iken (43-44 C) 1 çay kaşığı yoğurt ilave ederek 3-4 saat süre ile sıcak bir ortamda mayalanmaya bırakılır.
Bebeğiniz 12. ayını dolduruktan sonra süt ile yoğurt hazırlayabilirsiniz:
Süt kaynatılır, elin dayanabileceği sıcaklığa (43 C) kadar soğutulur. 200ml. süt içersine 1 tatlı kaşığı yoğurt 1-2 kaşık sütle sulandırılarak eklenir ve yavaşça karıştırılır. Hareket ettirmeden sıcaklığını koruyacak şekilde 4-5 saat beklenir.Daha sonra buzdolabında 2-3 saat dinlendirilir.
5
Kahvaltı Karışımı: (6.aydan itibaren)
Malzemeler:
• 150 ml. hazırlanmış Devam Biberon Maması
• 2-3 yemek kaşığı Milupa 8 Tahıllı ve Ballı Kahvaltılık Ek Besin
• 1/8 haşlanmış yumurta sarısı*
• ½ kibrit kutusu (yaklaşık 10 g.) beyaz peynir**
• 1 tatlı kaşığı pekmez
Hazırlanışı:
Devam mamasını(Aptamil 2, Milumil 2, Conformil 2 veya 8. aydan itibaren Aptamil 3 veya Milumil 3) kutu üzerinde yazan tarife göre hazırlayınız. Ilık iken içerisine tüm malzemeleri yavaş yavaş ilave edip, bir çatalla iyice karıştırınız.Bebeğiniz için lezzetli ve besleyici kahvaltı karışımı hazır..
*Yumurta önce 1/8 miktarında başlanıp daha sonra yavaş yavaş artırılmalıdır, gün aşırı verilmelidir. 8 aylık bir bebek tam bir yumurta sarısını yiyebilir, 12. aydan önce yumurtanın beyazı verilmemelidir.
**Beyaz peynirin tuzu akşamdan suda bekletilerek alınmalıdır. 7-8 ayında beyaz peynirin miktarını 1 kibrit kutusu (20 g.) büyüklüğüne çıkartabilirsiniz.
***10 ayından sonra tereyağ ve 1 yaşından sonra bal ilave edebilirsiniz.
Bebekler için Ek Gıda Tarifleri
Annelerden gelen soruların neredeyse tamamına yakını bebeklerin ilk ek gıdasının ne olması gerektiği ile ilgili. Daha öncede belirttiğim gibi ben kendi oğlum için hazırladığım tarifleri paylaşmak ve başka annelere yardımcı olmak için tecrübelerimi paylaşmak istiyorum.
Öncelikle belirtmek isterimki ben ek gıda olarak bebek beslenmesi için verilen formül mama yada kaşık mamalarını kastetmiyorum.Bebeklerimizi yeni tatlara alıştırmak için hazırladığımız basit yiyeceklere ek gıda diyoruz. Bebeklere ek gıda vermemizin amacı onu yeni tatlara alıştırma, doyurmak değil. Bir çay kaşığı ile başlayıp daha sonra bir bebek öğününe dönüştürüyoruz bu nedenle bebeğinize çok fazla yedirmeye çalışmayın. Yemeği reddetmesini öğrenmesin.
İlk Başlangıç Ek Gıdaları Neler Olmalı?
Bebek için ilk başlanacak ek gıdanın ne olması gerektiği ile ilgili farklı görüşler var. En çok önerilenler meyve, yoğurt, sebze yada tahıllı yiyecekler. Ek gıdaya tatlı meyvelerle başlarsanız yada yoğurt ile başlayıp içinede tatlı bir meyve katarsanız büyük olasılıkla bebeğiniz iştahla yer ve sizde çok mutlu olursunuz. Ancak daha sonra bir çok bebek sebzeleri ve tatları reddetme eğilimi gösterir. Bebeğinizin yeme alışkanlığı bu andan itibaren başlar . Bu nedenle ben sebzelerle başlamayı öneriyorum, ki ben öyle yaptım.
En İyi Başlangıç Sebzeleri Nelerdir?
Havuç, balkabağı, mevsiminde kabak, kırmızı pancar, patates. Bu sebzelerle başlıyabilirsiniz. Daha öncede önerdiğim gibi buharda pişirip az bir su ilave ederek koyu bir püre kıvamına getirip bebeğinize yedirebilirsiniz. İlk başta sadece tek bir sebze ile başlamalısınız. Daha sonra bu sebzeleri ikili, üçlü kombinasyonlarla karıştırarak basit bir bebek menüsü hazırlıyabilirsiniz. Yada basit sebze çorbaları yapabilirsiniz. Patates kabızlık yapabilir. Bu nedenle onu diğer sebzelerle karıştırarak verin. Ben oğlumu bizimle masaya oturtur ve elimle pişirdiğim sebzeleri ezerek ağzına verirdim. Amaç tatlara alışması.
Bebek İçin En İyi Başlangıç Meyveleri Nelerdir?
Sebzelerle aynı zamanda yada bir kaç gün sonra meyvelerede başlıyabilirsiniz. Meyveyi akşam üzeri yada öğleye doğru verebilirsiniz. Meyveleri cam rende ile rendeleyip suyunu süzün ve o sudan bir kaç kaşık verin. Bir kaç gün sonra püre kısmını yedirmeye başlayın. Elma, armut gibi sert meyveleri ilk başlarda buharda pişirip yumuşatarak yedirebilirsiniz. Meyvelerin bir kaç tanesini karıştırarakta yedirebilirsiniz.
En iyi başlangıç meyveleri; elma, şeftali, muz, avakado, armut. Dikkat etmeniz gereken en önemli nokta meyveleri mevsiminde vermek. Muz kabızlık yapabilir. Bu nedenle çok sık vermeyin.
Yoğurt ve Et Ne Zaman Verilmeli?
Yoğurt bebekler için ilk başlanan ek gıda olmamalı. Özellikle bebeğimiz emiyorsa gerekli sütü alıyordur. Yoğurdu ilk başlarda günlük olarak mayalamalısınız. Hazır yoğurtları kullanmayın. Kendiniz evde yapmaya çalışın ve yoğurdu sade yedirin. Et ve et ürünlerine 8 ci aydan itibaren başlıyabilirsiniz. Yemeklerine kavrulmuş kıyma katarak azar azar bebeğinizi ete alıştırabilirsiniz.
Bebeğime Kahvaltı Ne Zaman Vermeli?
Bebekler için kahvaltıya başlama zamanı en iyi 7 ci ay civarıdır. Bu ayda çeyrek yumurta sarısınada başlıyabilirsiniz. Kahvaltıda kullanacağınız peynir tuzsuz olmalı, en iyisi lor peyniri yada keçi peyniridir. Peyniri suda bekleterek tuzunu alabilirsiniz. Açık süt bulabilirseniz kendi lor peynirinizi yapmak çok kolay.
Kahvaltı için genelde hazır bebe bisküvileri kullanılır, bunun yerine kendiniz evde yapmaya çalışın. Yada tam buğday ekmeğinin içini ufalayabilirsiniz. Bisküvi yada ekmeği haşlanmış kuru meyve suları ile ıslatıp içine dilediğiniz meyveleri katın. İsterseniz sitede yeralan bebek kahvaltısı tarifini deniyebilirsiniz.
Nasıl İyi Bir Bebek Menüsü Hazırlarım?
Bebeğiniz için gün içinde hazırladığınız yemeklerde renklerle oynayın, bu işinizi kolaylaştırır. Mantık çok basit, yiyecekleri renklere ayırın ve her renkten vermeye çalışın, böylece kafanız karışmaz.
* Turuncular; havuç, balkabağı
* Yeşiller; ıspanak, pazı, brokoli, taze fasulye gibi.
* Kırmızılar; mercimek, pancar, e
* Beyazlar; soğan, pırasa, karnıbaha
* Sarılar; patates, sarı mercimek, bulgur
Ayrıca kuru meyveleride demir açısından zengin oldukları için bebeğinizin menüsüne ilave edin. Tuzsuz kabak çekirdeği iyi bir çinko kaynağıdır. Tohum öğütücüsü ile iyice ezip meyve pürelerine yada çorbasına bir çay kaşığı haftada iki kere katın.
Öncelikle belirtmek isterimki ben ek gıda olarak bebek beslenmesi için verilen formül mama yada kaşık mamalarını kastetmiyorum.Bebeklerimizi yeni tatlara alıştırmak için hazırladığımız basit yiyeceklere ek gıda diyoruz. Bebeklere ek gıda vermemizin amacı onu yeni tatlara alıştırma, doyurmak değil. Bir çay kaşığı ile başlayıp daha sonra bir bebek öğününe dönüştürüyoruz bu nedenle bebeğinize çok fazla yedirmeye çalışmayın. Yemeği reddetmesini öğrenmesin.
İlk Başlangıç Ek Gıdaları Neler Olmalı?
Bebek için ilk başlanacak ek gıdanın ne olması gerektiği ile ilgili farklı görüşler var. En çok önerilenler meyve, yoğurt, sebze yada tahıllı yiyecekler. Ek gıdaya tatlı meyvelerle başlarsanız yada yoğurt ile başlayıp içinede tatlı bir meyve katarsanız büyük olasılıkla bebeğiniz iştahla yer ve sizde çok mutlu olursunuz. Ancak daha sonra bir çok bebek sebzeleri ve tatları reddetme eğilimi gösterir. Bebeğinizin yeme alışkanlığı bu andan itibaren başlar . Bu nedenle ben sebzelerle başlamayı öneriyorum, ki ben öyle yaptım.
En İyi Başlangıç Sebzeleri Nelerdir?
Havuç, balkabağı, mevsiminde kabak, kırmızı pancar, patates. Bu sebzelerle başlıyabilirsiniz. Daha öncede önerdiğim gibi buharda pişirip az bir su ilave ederek koyu bir püre kıvamına getirip bebeğinize yedirebilirsiniz. İlk başta sadece tek bir sebze ile başlamalısınız. Daha sonra bu sebzeleri ikili, üçlü kombinasyonlarla karıştırarak basit bir bebek menüsü hazırlıyabilirsiniz. Yada basit sebze çorbaları yapabilirsiniz. Patates kabızlık yapabilir. Bu nedenle onu diğer sebzelerle karıştırarak verin. Ben oğlumu bizimle masaya oturtur ve elimle pişirdiğim sebzeleri ezerek ağzına verirdim. Amaç tatlara alışması.
Bebek İçin En İyi Başlangıç Meyveleri Nelerdir?
Sebzelerle aynı zamanda yada bir kaç gün sonra meyvelerede başlıyabilirsiniz. Meyveyi akşam üzeri yada öğleye doğru verebilirsiniz. Meyveleri cam rende ile rendeleyip suyunu süzün ve o sudan bir kaç kaşık verin. Bir kaç gün sonra püre kısmını yedirmeye başlayın. Elma, armut gibi sert meyveleri ilk başlarda buharda pişirip yumuşatarak yedirebilirsiniz. Meyvelerin bir kaç tanesini karıştırarakta yedirebilirsiniz.
En iyi başlangıç meyveleri; elma, şeftali, muz, avakado, armut. Dikkat etmeniz gereken en önemli nokta meyveleri mevsiminde vermek. Muz kabızlık yapabilir. Bu nedenle çok sık vermeyin.
Yoğurt ve Et Ne Zaman Verilmeli?
Yoğurt bebekler için ilk başlanan ek gıda olmamalı. Özellikle bebeğimiz emiyorsa gerekli sütü alıyordur. Yoğurdu ilk başlarda günlük olarak mayalamalısınız. Hazır yoğurtları kullanmayın. Kendiniz evde yapmaya çalışın ve yoğurdu sade yedirin. Et ve et ürünlerine 8 ci aydan itibaren başlıyabilirsiniz. Yemeklerine kavrulmuş kıyma katarak azar azar bebeğinizi ete alıştırabilirsiniz.
Bebeğime Kahvaltı Ne Zaman Vermeli?
Bebekler için kahvaltıya başlama zamanı en iyi 7 ci ay civarıdır. Bu ayda çeyrek yumurta sarısınada başlıyabilirsiniz. Kahvaltıda kullanacağınız peynir tuzsuz olmalı, en iyisi lor peyniri yada keçi peyniridir. Peyniri suda bekleterek tuzunu alabilirsiniz. Açık süt bulabilirseniz kendi lor peynirinizi yapmak çok kolay.
Kahvaltı için genelde hazır bebe bisküvileri kullanılır, bunun yerine kendiniz evde yapmaya çalışın. Yada tam buğday ekmeğinin içini ufalayabilirsiniz. Bisküvi yada ekmeği haşlanmış kuru meyve suları ile ıslatıp içine dilediğiniz meyveleri katın. İsterseniz sitede yeralan bebek kahvaltısı tarifini deniyebilirsiniz.
Nasıl İyi Bir Bebek Menüsü Hazırlarım?
Bebeğiniz için gün içinde hazırladığınız yemeklerde renklerle oynayın, bu işinizi kolaylaştırır. Mantık çok basit, yiyecekleri renklere ayırın ve her renkten vermeye çalışın, böylece kafanız karışmaz.
* Turuncular; havuç, balkabağı
* Yeşiller; ıspanak, pazı, brokoli, taze fasulye gibi.
* Kırmızılar; mercimek, pancar, e
* Beyazlar; soğan, pırasa, karnıbaha
* Sarılar; patates, sarı mercimek, bulgur
Ayrıca kuru meyveleride demir açısından zengin oldukları için bebeğinizin menüsüne ilave edin. Tuzsuz kabak çekirdeği iyi bir çinko kaynağıdır. Tohum öğütücüsü ile iyice ezip meyve pürelerine yada çorbasına bir çay kaşığı haftada iki kere katın.
6 - 9 Aylık Bebeğin Beslenmesi
Kullanılacak Malzemeler
Ek besinler
6 aylık bebek için örnek mönü
7 aylık bebek için örnek mönü
9 aylık bebek için örnek mönü
Hazırlanma Şekli
Yalnız anne sütü ile beslenen bebeklerde ek gıdalara en erken 4. aydan sonra başlanır. 4-6 ay arasında bebek yeterli kilo alıyorsa yalnız anne sütü ile beslemeye devam ediniz ve ek besinlere 6. aydan sonra başlayınız. Bu dönemde çocuğunuza verdiğiniz ek gıdalara anne sütünün tamamlayıcısı olduğunu unutmayınız.
Ek gıdaya geçişte, özellikle katı gıdaların verilmeye başlandığı dönemde bebekler dilleri ile besinleri itebilir. Bebeklerin istem dışı yaptıkları bu hareket genellikle 6. aydan sonra düzelir. Bebeğiniz ek gıdaları sevmedi diye endişelenmeyiniz.
Çocukların beslenme durumu en iyi kilo alışları ile değerlendirilir. Bunun için çocuğunuzu düzenli sağlık kontrollerine götürünüz.
Ek besinler
Çocuğu değişik tatlara ve kıvamlara alıştıran, ileri yaşlar için kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek besinlerdir. Bu dönemde verilecek ek besinler, meyve püresi, sebze püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel, bisküvi, ekmek, yumurta gibi yiyecekleri içerir.
Ek besinler kaşıkla veya bardakla az miktarlarda başlanarak verilir, daha sonra öğün haline getirilir.
Yeni deneyeceğiniz yiyecekleri çocuk aç iken alışık olduğu yiyeceklerden önce veriniz.
Ek besinlerin hepsine aynı haftada başlamayınız. Yeni besinleri en az birer hafta aralıklarla çocuğunuzun beslenme programına ekleyiniz.
Yeni verilecek yiyeceklerin alerji yapıp yapmadığına dikkat ediniz. Şüphelenilen gıda çocuğa verilmediği zaman belirtilerin geçip geçmediğini kontrol ediniz.
Bebeğinize şekere veya reçele batırılmış yalancı meme vermeyiniz.
Çocuğunuzun hoşlanmadığı önemli yiyecekleri 2-3 haftalık aralarla zaman zaman tekrar vermeyi deneyiniz.
Bebeğinize vereceğiniz tüm yiyeceklerin temiz ve taze pişmiş olmasına dikkat ediniz.
Ek gıdalara başladıktan sonra öğün aralarında bebeğinize su verebilirsiniz. 18. ayın sonuna kadar kaynatılmış su içiriniz.
Ek besinler
6 aylık bebek için örnek mönü
7 aylık bebek için örnek mönü
9 aylık bebek için örnek mönü
Hazırlanma Şekli
Yalnız anne sütü ile beslenen bebeklerde ek gıdalara en erken 4. aydan sonra başlanır. 4-6 ay arasında bebek yeterli kilo alıyorsa yalnız anne sütü ile beslemeye devam ediniz ve ek besinlere 6. aydan sonra başlayınız. Bu dönemde çocuğunuza verdiğiniz ek gıdalara anne sütünün tamamlayıcısı olduğunu unutmayınız.
Ek gıdaya geçişte, özellikle katı gıdaların verilmeye başlandığı dönemde bebekler dilleri ile besinleri itebilir. Bebeklerin istem dışı yaptıkları bu hareket genellikle 6. aydan sonra düzelir. Bebeğiniz ek gıdaları sevmedi diye endişelenmeyiniz.
Çocukların beslenme durumu en iyi kilo alışları ile değerlendirilir. Bunun için çocuğunuzu düzenli sağlık kontrollerine götürünüz.
Ek besinler
Çocuğu değişik tatlara ve kıvamlara alıştıran, ileri yaşlar için kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek besinlerdir. Bu dönemde verilecek ek besinler, meyve püresi, sebze püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel, bisküvi, ekmek, yumurta gibi yiyecekleri içerir.
Ek besinler kaşıkla veya bardakla az miktarlarda başlanarak verilir, daha sonra öğün haline getirilir.
Yeni deneyeceğiniz yiyecekleri çocuk aç iken alışık olduğu yiyeceklerden önce veriniz.
Ek besinlerin hepsine aynı haftada başlamayınız. Yeni besinleri en az birer hafta aralıklarla çocuğunuzun beslenme programına ekleyiniz.
Yeni verilecek yiyeceklerin alerji yapıp yapmadığına dikkat ediniz. Şüphelenilen gıda çocuğa verilmediği zaman belirtilerin geçip geçmediğini kontrol ediniz.
Bebeğinize şekere veya reçele batırılmış yalancı meme vermeyiniz.
Çocuğunuzun hoşlanmadığı önemli yiyecekleri 2-3 haftalık aralarla zaman zaman tekrar vermeyi deneyiniz.
Bebeğinize vereceğiniz tüm yiyeceklerin temiz ve taze pişmiş olmasına dikkat ediniz.
Ek gıdalara başladıktan sonra öğün aralarında bebeğinize su verebilirsiniz. 18. ayın sonuna kadar kaynatılmış su içiriniz.
İdeal Bebek Kilosu Ne Olmalı
Biz toplum olarak tombul bebek hastasıyız. Neyazık ki bizler özellikle de büyüklerimiz için sağlıklı bebek ile şişman bebek aynı anlama geliyor. Bu nedenle de bebeğimize unlu ve şekerli yiyecekleri yedirmemiz konusunda baskılara maruz kalıyoruz. Bebeğimiz zayıfsa çevremizden “Bu çocuk çok zayıf, hasta olacak” ya da “bu bebek aç, karnı doymuyor, sütün yetmiyor” sözlerini sürekli duyarsınız. Bunlara dayanmak çoğu zaman ne yazık ki zor.
Mesela bir arkadaşım bebeği kışa daha toplu girsin ve hastalıklardan korunsun diye mamaya başladı. Ancak bebeği mamanın şekerli tadına alışınca anne sütünü bıraktı ve en önemli besininden mahrum kaldı.
Oysa günümüzde yapılan çalışmalar şişman bebeklerin ileriki yaşlarda çeşitli hastalıklara yakalanma riskinin daha çok olduğunu gösteriyor.
Mesela bir arkadaşım bebeği kışa daha toplu girsin ve hastalıklardan korunsun diye mamaya başladı. Ancak bebeği mamanın şekerli tadına alışınca anne sütünü bıraktı ve en önemli besininden mahrum kaldı.
Oysa günümüzde yapılan çalışmalar şişman bebeklerin ileriki yaşlarda çeşitli hastalıklara yakalanma riskinin daha çok olduğunu gösteriyor.
İdeal Bebek Kilosu Ne Olmalı
Biz toplum olarak tombul bebek hastasıyız. Neyazık ki bizler özellikle de büyüklerimiz için sağlıklı bebek ile şişman bebek aynı anlama geliyor. Bu nedenle de bebeğimize unlu ve şekerli yiyecekleri yedirmemiz konusunda baskılara maruz kalıyoruz. Bebeğimiz zayıfsa çevremizden “Bu çocuk çok zayıf, hasta olacak” ya da “bu bebek aç, karnı doymuyor, sütün yetmiyor” sözlerini sürekli duyarsınız. Bunlara dayanmak çoğu zaman ne yazık ki zor.
Mesela bir arkadaşım bebeği kışa daha toplu girsin ve hastalıklardan korunsun diye mamaya başladı. Ancak bebeği mamanın şekerli tadına alışınca anne sütünü bıraktı ve en önemli besininden mahrum kaldı.
Oysa günümüzde yapılan çalışmalar şişman bebeklerin ileriki yaşlarda çeşitli hastalıklara yakalanma riskinin daha çok olduğunu gösteriyor.
Mesela bir arkadaşım bebeği kışa daha toplu girsin ve hastalıklardan korunsun diye mamaya başladı. Ancak bebeği mamanın şekerli tadına alışınca anne sütünü bıraktı ve en önemli besininden mahrum kaldı.
Oysa günümüzde yapılan çalışmalar şişman bebeklerin ileriki yaşlarda çeşitli hastalıklara yakalanma riskinin daha çok olduğunu gösteriyor.
Bebek Kilosu ve İlk Ek Gıdaya Geçiş
Bebek kilosu biz annelerin en çok takıldığı konulardan birisi. Başka bebeklerle karşılaşınca hemen kilolarına, boylarına bakıyor, kendi bebeğimizle kıyaslıyoruz. Bu kıyaslama sonucunda bizim bebeğimiz daha zayıf görünüyorsa hemen moralimiz bozuluyor. Bu nedenle bir çoğumuz ek gıda verirken bebeğimize kilo aldırmak istiyoruz. Oysa ki ilk ek gıdaları vermemizin amacı çocuğu yeni tatlara alıştırmak.
İlk ek gıdalara başlama 5 ve 6 cı aylarda oluyor çoğunlukla. Bazı doktorlar ilk ek gıdaya sebze ve meyvelerle başlatırken bazıları da yoğurt yada tahıllı mamaları tercih ediyor. Ben bebeğime ilk ek besin olarak sebze ve meyve vererek başladım. İlk başlarda bir yemek kaşığı ölçüsünde verdim. Meyveleri cam rende ile rendeledim, sebzeleride buharda pişirdikten sonra ezerek verdim. Buharda pişirme sebzenin vitamininin en iyi korunduğu yöntem. Farklı marka buharda pişiriciler bulabilirisiniz piyasada, biz tefalin pişiricisini kullandık ve memnun kaldık.
Sebzeleri pişirip tel bir süzgeçten geçiriyordum, böylece iyice ezilmiş oluyordu. Biraz su ilave edip koyu bir çorba kıvamında bebeğime yedirdim. Sebzeleri parçalamak için kullanılan blendırın bıçağı aynı zamanda sebzenin vitamininide öldürdüğü için çok zorunlu olmadıkça blendır kullanmayı tercih etmedik.
İlk ek gıdalara başlama 5 ve 6 cı aylarda oluyor çoğunlukla. Bazı doktorlar ilk ek gıdaya sebze ve meyvelerle başlatırken bazıları da yoğurt yada tahıllı mamaları tercih ediyor. Ben bebeğime ilk ek besin olarak sebze ve meyve vererek başladım. İlk başlarda bir yemek kaşığı ölçüsünde verdim. Meyveleri cam rende ile rendeledim, sebzeleride buharda pişirdikten sonra ezerek verdim. Buharda pişirme sebzenin vitamininin en iyi korunduğu yöntem. Farklı marka buharda pişiriciler bulabilirisiniz piyasada, biz tefalin pişiricisini kullandık ve memnun kaldık.
Sebzeleri pişirip tel bir süzgeçten geçiriyordum, böylece iyice ezilmiş oluyordu. Biraz su ilave edip koyu bir çorba kıvamında bebeğime yedirdim. Sebzeleri parçalamak için kullanılan blendırın bıçağı aynı zamanda sebzenin vitamininide öldürdüğü için çok zorunlu olmadıkça blendır kullanmayı tercih etmedik.
Bebeklerin 6 ayında beslenme
Bebek 6 aylık olduğunda çeşitli besinleri sindirme ve absorbe etme (sindirim sisteminden kan dolaşımına alma) ve metabolize etme (işleme), kullanma ve vücuttan atma kapasitesi, bir erişkindeki kapasiteye yakın olur. Buna ek olarak çoğu bebekte 6 aydan sonra dişler çıkmaya başlar. Dişlerin çıkması ile beraber diyetteki karbonhidratların (şekerli, nişastalı gıdalar) diş çürüğü gelişmesine etkisinin de dikkate alınması gerekir. Bu dönemden itibaren bebek daha aktif olup, çevresini keşfetmeye başlar.
Bebeklerde ek gıdalara 4-6 aydan sonra başlanması önerilir. Pek çok annede anne sütünün üretilme hacmi 6. aydan sonra bebeğin tüm beslenme ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyebilir. Bu özellikle “demir” için geçerlidir. Bu nedenle, sadece anne sütü ile beslenmekte olan bebekler için 4-6 aydan itibaren başlanan ek gıdalar, önemli besleyici maddeler içermelidir.
Ek gıdalar çerçevesinde anne sütünün yetersiz olduğu annelerde, formüle mamaların da bebeğe verilmeye başlanması vardır. Ayrıca anne sütü ve formüle mama dışı ek gıdalar bu kapsamdadır.
Ek gıdalara geçilirken altın kurallardan birisi de, bunlara adım adım başlayıp yavaş yavaş miktarı ve çeşitliliği arttırmaktır.
Ek gıdalara başlamak için uygun zamanın geldiğini gösteren ipuçları (Ek gıdalar için bebeğin hazır olduğunu gösteren gelişimsel işaretler):
* Bebeğin yardımsız /desteksiz oturabilmesi
* Dille itme refleksinin azalması
* Baş-boyun kontrolü olması, yiyeceği reddederse bunu rahatça yapabilmesi
Tahıllar (serealler): Demir için iyi bir kaynak olup, genellikle ilk başlanan ek gıda olmalıdırlar.
Sebzeler ve meyveler tahılların ardından beslenmeye eklenir.
Kısa süre sonra da et grubu ve en son da yumurta diyete eklenir.
Her seferinde sadece tek bir yeni gıda eklenmeli ve yeni ek gıdalara başlamak için en az 3-4 gün beklenmelidir. Bu süre, verilen herhangi yeni gıdaya karşı bir besin alerjisi gelişip gelişmediğini gözlemlemek açısından önemlidir. Bu özellikle ailede alerji öyküsü varsa önem kazanır.
Ek gıdalar evde hazırlanabilir veya hazır alınabilir. Hazır alınan ek gıdalarda genel olarak demir katkısı da bulunmaktadır. Ayrıca hazır ek gıdalar değişik kıvam ve pütürlülük derecelerinde hazırlanmış olup, bebek büyüdükçe ve geliştikçe daha pütürlü ve tanecikli gıdaları tolere edebileceği için giderek uygun çeşitler seçilebilir.
Evde hazırlanan, tek et çeşidi ve bir veya birden fazla sebze içeren çorbalar çok popülerdir. Ancak bu gıdaların protein içeriği et püresi kadar fazla değildir. Puding ve tatlılar (muhallebiler) de anneler tarafından tercih edilmekle birlikte, bunlar süt ve yumurta içerdikleri dışında, çok fazla besleyiciler içermeyip sadece kalori (enerji) kaynağıdırlar. Ayrıca yumurta içeren besinlerin bebeğe verilmesi genel anlamda daha geç olmalıdır. Bu, özellikle ailede gıda veya diğer etkenlere karşı alerji öyküsü varsa, önem kazanır.
Bebek yumurtayı tolere edebildiğini kanıtlayana dek ertelenmelidir. Örneğin, katı haşlanmış bir yumurta sarısının ezilerek verilmesi sonrası bunu tolere etme.
Özellikle 4 aylıktan küçük olup yavaş büyüyen (kilo ve boy) bebekler için anne sütü alıyorsa anne sütü, formüle mama alıyorsa bu mamanın sıklık ve süresinin artırılması gerekir. Bu durumdaki bebeklerde erken olarak katı gıdalara geçilmesi uygun değildir.
Katı gıdalara başlanınca, bebekler anne sütü /formüle mama alımını azaltırlar. Oysa ki süt, püre yapılmış et ve yumurta sarısı haricindeki tüm katı gıdalara göre kalori açısından daha zengindir ki bu katı gıdalar, ek gıdalar çizelgesinde daha ileriki aylarda yer alır.
Bebeklere asla sosis, pişmemiş havuç, patlamış mısır, yuvarlak şeker ve üzüm gibi yiyecekler verilmemelidir. Bunlar solunum yollaına kaçıp boğulmaya neden olabilirler.
6. aydan sonra bardak ile meyve suyu verilmeye başlanabilir ancak günde yarım su bardağını (yaklaşık 100-120 cc) geçmemesi önerilir.
Genel anlamda sağlıklı olan bebeklere çok sıcak hava veya sıvı kaybına yolaçan ishal gibi durumlar dışında su ile takviye yapmak gerekmez.
Bebeklere 12 aydan önce bal verilmemelidir. Botulismusa yolaçabilir.
Bebeklerde ek gıdalara 4-6 aydan sonra başlanması önerilir. Pek çok annede anne sütünün üretilme hacmi 6. aydan sonra bebeğin tüm beslenme ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyebilir. Bu özellikle “demir” için geçerlidir. Bu nedenle, sadece anne sütü ile beslenmekte olan bebekler için 4-6 aydan itibaren başlanan ek gıdalar, önemli besleyici maddeler içermelidir.
Ek gıdalar çerçevesinde anne sütünün yetersiz olduğu annelerde, formüle mamaların da bebeğe verilmeye başlanması vardır. Ayrıca anne sütü ve formüle mama dışı ek gıdalar bu kapsamdadır.
Ek gıdalara geçilirken altın kurallardan birisi de, bunlara adım adım başlayıp yavaş yavaş miktarı ve çeşitliliği arttırmaktır.
Ek gıdalara başlamak için uygun zamanın geldiğini gösteren ipuçları (Ek gıdalar için bebeğin hazır olduğunu gösteren gelişimsel işaretler):
* Bebeğin yardımsız /desteksiz oturabilmesi
* Dille itme refleksinin azalması
* Baş-boyun kontrolü olması, yiyeceği reddederse bunu rahatça yapabilmesi
Tahıllar (serealler): Demir için iyi bir kaynak olup, genellikle ilk başlanan ek gıda olmalıdırlar.
Sebzeler ve meyveler tahılların ardından beslenmeye eklenir.
Kısa süre sonra da et grubu ve en son da yumurta diyete eklenir.
Her seferinde sadece tek bir yeni gıda eklenmeli ve yeni ek gıdalara başlamak için en az 3-4 gün beklenmelidir. Bu süre, verilen herhangi yeni gıdaya karşı bir besin alerjisi gelişip gelişmediğini gözlemlemek açısından önemlidir. Bu özellikle ailede alerji öyküsü varsa önem kazanır.
Ek gıdalar evde hazırlanabilir veya hazır alınabilir. Hazır alınan ek gıdalarda genel olarak demir katkısı da bulunmaktadır. Ayrıca hazır ek gıdalar değişik kıvam ve pütürlülük derecelerinde hazırlanmış olup, bebek büyüdükçe ve geliştikçe daha pütürlü ve tanecikli gıdaları tolere edebileceği için giderek uygun çeşitler seçilebilir.
Evde hazırlanan, tek et çeşidi ve bir veya birden fazla sebze içeren çorbalar çok popülerdir. Ancak bu gıdaların protein içeriği et püresi kadar fazla değildir. Puding ve tatlılar (muhallebiler) de anneler tarafından tercih edilmekle birlikte, bunlar süt ve yumurta içerdikleri dışında, çok fazla besleyiciler içermeyip sadece kalori (enerji) kaynağıdırlar. Ayrıca yumurta içeren besinlerin bebeğe verilmesi genel anlamda daha geç olmalıdır. Bu, özellikle ailede gıda veya diğer etkenlere karşı alerji öyküsü varsa, önem kazanır.
Bebek yumurtayı tolere edebildiğini kanıtlayana dek ertelenmelidir. Örneğin, katı haşlanmış bir yumurta sarısının ezilerek verilmesi sonrası bunu tolere etme.
Özellikle 4 aylıktan küçük olup yavaş büyüyen (kilo ve boy) bebekler için anne sütü alıyorsa anne sütü, formüle mama alıyorsa bu mamanın sıklık ve süresinin artırılması gerekir. Bu durumdaki bebeklerde erken olarak katı gıdalara geçilmesi uygun değildir.
Katı gıdalara başlanınca, bebekler anne sütü /formüle mama alımını azaltırlar. Oysa ki süt, püre yapılmış et ve yumurta sarısı haricindeki tüm katı gıdalara göre kalori açısından daha zengindir ki bu katı gıdalar, ek gıdalar çizelgesinde daha ileriki aylarda yer alır.
Bebeklere asla sosis, pişmemiş havuç, patlamış mısır, yuvarlak şeker ve üzüm gibi yiyecekler verilmemelidir. Bunlar solunum yollaına kaçıp boğulmaya neden olabilirler.
6. aydan sonra bardak ile meyve suyu verilmeye başlanabilir ancak günde yarım su bardağını (yaklaşık 100-120 cc) geçmemesi önerilir.
Genel anlamda sağlıklı olan bebeklere çok sıcak hava veya sıvı kaybına yolaçan ishal gibi durumlar dışında su ile takviye yapmak gerekmez.
Bebeklere 12 aydan önce bal verilmemelidir. Botulismusa yolaçabilir.
Anne sütünün eşsiz faydaları
Anne sütünün üstünlükleri aşağıdaki gibi özetlenebilir:
1. Her annenin sütü kendi bebeği için özel olarak yapılır. Anne sütünde inek sütünde bulunmayan ve laboratuarda üretilmesi mümkün olmayan 100’den fazla bileşen vardır. Buna ek olarak formüle mamalardan (kutu veya şişe mamalar) farklı olarak, anne sütünün içeriği, bebeğin sürekli değişen ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli değişir ve yenilenir. Örneğin anne sütünün sabah saatlerindeki bileşimi akşamüzeri bileşiminden, bebeğin birinci ayındaki bileşimi yedinci ayınkinden, farklıdır. Ayrıca prematüre bir bebek için olan anne sütü bileşimi, zamanında doğan bir bebek için olandan farklılıklar gösterir.
2. Daha iyi sindirilebilirlik, daha az kabızlık veya ishal: Anne sütü bebeğin hassas ve halen gelişmekte olan sindirim sistemi için hazırlanmıştır. Anne sütündeki protein (çoğunlukla lactalbumin) ve yağ, inek sütündeki protein (çoğunlukla kazeinojen) ve yağa göre daha rahat sindirilebilir. Genel olarak anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal veya kabızlık gibi problemler hemen hemen hiç görülmez.
3. Daha az sodyum (tuz) ve protein: Anne sütünün tuz ve protein içeriği inek sütüne göre daha az olduğu için, yenidoğanın gelişmekte olan böbreğine daha az yük bindirir.
4. Daha az alerji riski: Anne sütüne alerji geliştirme durumu hemen hiç görülmez, bebekler nadiren annenin yediği ve süte geçen bir gıdaya hassas ise buna reaksiyon verebilir. Oysa ki inek sütü bazlı formüle mamalara her 10 bebekten birinde alerji geliştirebilir.
5. Daha iyi kalsiyum emilimi: Anne sütündeki kalsiyum, inek sütü bazlı mamalara göre daha iyi emilerek bebeğin kan dolaşımına katılır. Bu anne sütündeki fosfor miktarının da göreceli olarak az olmasına bağlı olabilir.
6. Anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az pişik görülür.
7. Anne sütü bebeği çeşitli hastalıklardan koruyan bağışıklık maddelerini (antikorlar) bebeğe vererek bağışıklık sistemini güçlendirir. Anne sütü ile beslenen bebeklerde kulak iltihabı, soğuk algınlığı gibi hastalıklar daha az görüldüğü gibi, hastaneye yatmayı gerektirecek mikrobik hastalıklar da bu bebeklerde daha az görülür.
8. Anne sütünün bebeği obeziteden koruduğuna ilişkin bilimsel araştırma verileri mevcuttır.
9. Psikolojik kazançlar: Daha kuvvetli anne-bebek ilişkisi. Anne sütü verilmesi sırasında anne ile bebek arasında çok özel bir bağ kurulur. Bu bebeğin psikolojik gelişimine de olumlu katkıda bulunur.
10. Anne sütü, verilmesi çok rahat bir besindir: Her zaman kullanıma hazır, temiz ve ideal sıcaklıktadır. Bebeğin ihtiyacı olan heryerde ve herzaman verilebilir. Anne sütü mamalar ile karşılaştırıldığında aynı zamanda çok ekonomik bir besindir.
11. Anne sütünün anne sağlığı için de pek çok faydası bulunur.
1. Her annenin sütü kendi bebeği için özel olarak yapılır. Anne sütünde inek sütünde bulunmayan ve laboratuarda üretilmesi mümkün olmayan 100’den fazla bileşen vardır. Buna ek olarak formüle mamalardan (kutu veya şişe mamalar) farklı olarak, anne sütünün içeriği, bebeğin sürekli değişen ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli değişir ve yenilenir. Örneğin anne sütünün sabah saatlerindeki bileşimi akşamüzeri bileşiminden, bebeğin birinci ayındaki bileşimi yedinci ayınkinden, farklıdır. Ayrıca prematüre bir bebek için olan anne sütü bileşimi, zamanında doğan bir bebek için olandan farklılıklar gösterir.
2. Daha iyi sindirilebilirlik, daha az kabızlık veya ishal: Anne sütü bebeğin hassas ve halen gelişmekte olan sindirim sistemi için hazırlanmıştır. Anne sütündeki protein (çoğunlukla lactalbumin) ve yağ, inek sütündeki protein (çoğunlukla kazeinojen) ve yağa göre daha rahat sindirilebilir. Genel olarak anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal veya kabızlık gibi problemler hemen hemen hiç görülmez.
3. Daha az sodyum (tuz) ve protein: Anne sütünün tuz ve protein içeriği inek sütüne göre daha az olduğu için, yenidoğanın gelişmekte olan böbreğine daha az yük bindirir.
4. Daha az alerji riski: Anne sütüne alerji geliştirme durumu hemen hiç görülmez, bebekler nadiren annenin yediği ve süte geçen bir gıdaya hassas ise buna reaksiyon verebilir. Oysa ki inek sütü bazlı formüle mamalara her 10 bebekten birinde alerji geliştirebilir.
5. Daha iyi kalsiyum emilimi: Anne sütündeki kalsiyum, inek sütü bazlı mamalara göre daha iyi emilerek bebeğin kan dolaşımına katılır. Bu anne sütündeki fosfor miktarının da göreceli olarak az olmasına bağlı olabilir.
6. Anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az pişik görülür.
7. Anne sütü bebeği çeşitli hastalıklardan koruyan bağışıklık maddelerini (antikorlar) bebeğe vererek bağışıklık sistemini güçlendirir. Anne sütü ile beslenen bebeklerde kulak iltihabı, soğuk algınlığı gibi hastalıklar daha az görüldüğü gibi, hastaneye yatmayı gerektirecek mikrobik hastalıklar da bu bebeklerde daha az görülür.
8. Anne sütünün bebeği obeziteden koruduğuna ilişkin bilimsel araştırma verileri mevcuttır.
9. Psikolojik kazançlar: Daha kuvvetli anne-bebek ilişkisi. Anne sütü verilmesi sırasında anne ile bebek arasında çok özel bir bağ kurulur. Bu bebeğin psikolojik gelişimine de olumlu katkıda bulunur.
10. Anne sütü, verilmesi çok rahat bir besindir: Her zaman kullanıma hazır, temiz ve ideal sıcaklıktadır. Bebeğin ihtiyacı olan heryerde ve herzaman verilebilir. Anne sütü mamalar ile karşılaştırıldığında aynı zamanda çok ekonomik bir besindir.
11. Anne sütünün anne sağlığı için de pek çok faydası bulunur.
Bebeğinize ek gıda başlarken aşağıdaki noktalara dikkat edin
Bebeğinize vereceğiniz ek gıdayı onun gelişim düzeyine göre ağzında kontrol edebileceği ve yutabileceği besinlerden yumuşak, pürtüksüz yarı sıvı besinler seçin.
Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır.
Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve baharat katmayın. Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayın.
Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyin.
Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla vermeyin.
Yeni besinleri bebeğiniz aç iken deneyin. Onur yorgun olmadığı ve sakin olduğu bir dönem seçin.
Yutmasını kolaylaştırmak ve ek gıdanın akciğere kaçmasını engellemek için ek gıda verirken onu kucağınızda kendini güvende hissedecek şekilde dik olarak tutun.
Her yeni gıdaya tek tek ve yavaş yavaş başlayın, az miktarda başlayıp, miktarı zamanla (3-4 gün) artırın.
Sevmediği bir gıdayı zorla vermeyin, yeniden denemek için bir süre geçmesini bekleyin.
Ek gıdaları bebeğe uygun bir kaşıkla verin, biberon kullanmayın.
Beslemeden önce bebeğin kaşıktaki yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin.
İsterse bebeğin yiyeceği elleyerek tanımasına izin verin.
Öğünlerde alacağı gıda miktarını bebeğinize bırakın, yemek istemediği takdirde ısrar etmeyin.
Yeme hızı bebek tarafından belirlenmelidir.
Zamanla bebeğinizin kendi kendine yemesine izin verin, bu onun özgüvenini artırır.
Ek gıdalara başladıktan sonra da bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin.
Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyin. Erken yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda allerji ve kansızlık yapar.
Çocuğunuzu kansızlıktan korumak için demir yönünden zengin (et, yumurta, mercimekli baklagiller, pekmez) ek gıdalar verin.
Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin (taze sebze ve meyve) olmasına dikkat edin. Bu onu hastalıktan koruyacaktır.
Üç yaşın altındaki çocuklar günde altı öğün beslenmelidir.
Çocuğunuz ile birlikte siz de yiyin. Bu onun iştahını artıracaktır. Çocuklar kalabalıkta yemek yemeyi severler.
Beş yaşına kadar çocuğunuza fındık, fıstık, çekirdek gibi küçük kuru yemişler vermeyin. Bunlar nefes borusuna kaçarak boğulmaya ve akciğerlerin zarar görmesine neden olabilir.
Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır.
Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve baharat katmayın. Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayın.
Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyin.
Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla vermeyin.
Yeni besinleri bebeğiniz aç iken deneyin. Onur yorgun olmadığı ve sakin olduğu bir dönem seçin.
Yutmasını kolaylaştırmak ve ek gıdanın akciğere kaçmasını engellemek için ek gıda verirken onu kucağınızda kendini güvende hissedecek şekilde dik olarak tutun.
Her yeni gıdaya tek tek ve yavaş yavaş başlayın, az miktarda başlayıp, miktarı zamanla (3-4 gün) artırın.
Sevmediği bir gıdayı zorla vermeyin, yeniden denemek için bir süre geçmesini bekleyin.
Ek gıdaları bebeğe uygun bir kaşıkla verin, biberon kullanmayın.
Beslemeden önce bebeğin kaşıktaki yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin.
İsterse bebeğin yiyeceği elleyerek tanımasına izin verin.
Öğünlerde alacağı gıda miktarını bebeğinize bırakın, yemek istemediği takdirde ısrar etmeyin.
Yeme hızı bebek tarafından belirlenmelidir.
Zamanla bebeğinizin kendi kendine yemesine izin verin, bu onun özgüvenini artırır.
Ek gıdalara başladıktan sonra da bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin.
Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyin. Erken yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda allerji ve kansızlık yapar.
Çocuğunuzu kansızlıktan korumak için demir yönünden zengin (et, yumurta, mercimekli baklagiller, pekmez) ek gıdalar verin.
Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin (taze sebze ve meyve) olmasına dikkat edin. Bu onu hastalıktan koruyacaktır.
Üç yaşın altındaki çocuklar günde altı öğün beslenmelidir.
Çocuğunuz ile birlikte siz de yiyin. Bu onun iştahını artıracaktır. Çocuklar kalabalıkta yemek yemeyi severler.
Beş yaşına kadar çocuğunuza fındık, fıstık, çekirdek gibi küçük kuru yemişler vermeyin. Bunlar nefes borusuna kaçarak boğulmaya ve akciğerlerin zarar görmesine neden olabilir.
Süt çocuğunu besleme ek gıdalar
Süt çocuğunun tabii gıdası anne sütüdür.İlk altı ay hiçbir gıdaya ihtiyaç duymadan anne sütü ile mükemmelen beslenebilir.Yeterli kilo alan sağlıklı gelişme gösteren bebek altıncı ayı doldurduktan sonra alıştırmak için gıdalara başlanır.
Altı ay ile on ay arasında ek gıdalara başlanmayan bebeklerde çiğnemeye ve farklı tatlara alışma meydana gelemez ve anne memesine aşırı derecede düşkün olan bebek yemekleri reddeder.Bebek anne sütü ile doymuyor ise ilk dört ay anne sütü ve adapte formül mama dördüncü aydan sonra gıdalara başlanabilir.
Ek gıdalara başlamak için
1-Bebek sağlıklı ve alışkın olduğu ortamda bulunmalı
2-Aşı uygulanmış veya yeni bir ilaç uygulanmış bebek ona alışana kadar yeni gıda başlanmamalı.
3-Kendisine birinci derecede bakım veren kişi tarafından gıdalar denenerek verilmeli.
4-Gıdalar üç beş günlük alıştırma süresi içinde teker teker başlanmalı.Çok sevse ve istekli bile olsa alışana kadar doyurucu miktarda verilmelidir.
5-Gıdalar hepsi bir arada başlandığı takdirde meydana gelecek tahammülsüzlükler alerjilerden hangisi sorumludur ayırt edilemez ve aynı zamanda birden fazla miktarda yedirilen bebek anne sütünü bırakabilir.
6-Anne sütü 1.yaşta temel gıda 2.yaşta destekleyici gıda olarak beslenmenin temel unsurudur.
Altı ayını doldurmuş bebeğe hazmı kolay hipoallerjenik olması nedeniyle ilk başlanacak gıda olması nedeniyle yoğurt olabilir.1,2 tatlı kaşığından başlanarak miktar arttırılmak suretiyle bir hafta içinde bir çay fincanı(100-150mlt) kadar verilebilir.
Yapılışı:
200 mlt süt süzüldükten sonra kaynatılır.Kaynadıktan sonra 2-3 dakika karıştırarak kaynatmaya devam edilir.Pastörize sütler için kaynatma sırasında 200 mlt süte 1çorba kaşığı(15mlt) su ilave edilir.(pastörizasyon sırasında ve kaynatırken buharlaşma sütün olması gerekenden daha konsantre hale gelmesini önlemek için).Önceden yıkanmış kurutulmuş cam kavanoza alınan süt 40 dereceye kadar soğutulur.
Isı kontrolü mutfak derecesi veya elin serçe parmağı ile kontrol edilir.Parmağı yakmayan ama sıcaklığı hissedilen ısı aşağı yukarı 40 derece kabul edilir.200 mlt 40 dereceye kadar soğutulmuş süte bir tatlı kaşığı(2-3 mlt) yoğurt eklenir, karıştırılıp kapağı kapatılır,etrafı sarılır.6-7 saat bekletilir.Mayalanma işlemi biten yoğurttan bir miktar alınıp pudra şekeri ile tatlandırılarak 1-2 tatlı kaşığı kadar yedirilir,öğün anne sütü ile tamamlanır.Hergün 1-2 tatlı kaşığı arttırılan yoğurt 1 fincana kadar çıkarılır. Buzdolabında temizliğe özen gösterilerek saklanan yoğurt 2 gün yedirilebilir.Bebeğin yemesi için önceden ılık suya oturtup ılıtmak gerekir.
Yoğurda alıştırılmış olan bebek yeni bir gıdayı tatmak için hazırdır.Madeni tuzlar,vitamin,posa ve karbonhidrat ihtiva eden meyveler ikinci sırada bebeklere tattırılarak 150 mlt kadar verilebilir. Meyveler mevsime göre kışın elma, armut ,muz, portakal, mandalina, havuç;yazın şeftali,üzüm,domates gibi teker teker tercihen püre şeklinde verilir.Meyvelerin taze olgun ve çürüksüz olanları seçilir,oğuşturularak bol suyla yıkanır,bir süzgece konup üzerine kaynar su dökülür.
Sonra soyulur,çekirdekleri çıkarılır,cam rendede püre haline getirilir.1-2 tatlıkaşığından başlamak üzere miktar arttırılarak öğün halinde verilebilir.Alıştıktan sonra 2.3.4.5. meyveye geçilebilir.Daha sonra bebeğin iştahına yaşanılan çevrenin şartlarına göre meyve püreleri veya suları karışık olarak verilebilir.Meyvelerin tatlı ve olgun olanlarını tercih edip şeker ilavesinden kaçınmak gerekir.
Muz kabızlığa yol açması bakımından riskli olması sebebiyle olgun yumuşak olanı seçilip az miktarda denenir,armut veya kayısı ya da üzümle birlikte verilebilir.İlk yaşta çilek,yumurta akı,bal gibi allerjen gıdalardan kaçınmak gerekir.Yine inek sütü ilk 1 yaş hatta 2.yaşa kadar verilmemesi gerekir,esasında anne sütü alan bebeğin ihtiyacı da yoktur.
6-7 ay arasında sebze pürelerine alıştırılarak sebze yemekleri ve sofrada bulunan yemeklere geçilebilir.Sebzelerin taze mevsim sebzelerinden olmasına dikkat edilmelidir
Önce az çeşit sebze ile başlanıp giderek çeşit arttırılır. Sebzeler pişirilmeden bolsuyla yıkanır,soyulup doğranır,kısa sürede pişirilir ve piştikten sonra hemen yedirilir.Diğer gıdalarda olduğu gibi 2-3 kaşık ile başlanır. Mevsime göre kabak, havuç, patates, ıspanak, pazı, fasulye, bezelye,kereviz,kereviz yaprağı, maydanoz, domates eklenebilir.
İlk hazırlama için 1 küçük patates, 1küçük havuç,50 gr yağsız dana eti 3 su bardağı su ile iyice pişirilir.1 tatlı kaşığı irmik veya şehriye,1 tatlı kaşığı zeytinyağı,1 çimdik tuz eklenir.5-10 dakika daha kaynatılıp et içinden çıkarılır, tel süzgeçten geçirilip 24 saat içinde kullanılır.Bu süre zarfında buzdolabında saklamak gerekir.
Bebek sebze püresine alıştırılırken her hazırlamada yukarıda sayılan sebzelerden biri eklenerek çeşitlendirilir. 2.defadan sonra dana eti yerine çift çekilmiş 1 çorba kaşığı dana kıyma kullanılır ve onun da süzgeçten geçmesi sağlanır.Süzgeç yerine robot ya da blendır gibi aletler kullanmak asla uygun değildir.Bu yemekleri vermemizin maksadı doyurmak değil,tatlarına alıştırmak ve çiğnemeyi öğreterek katı gıdalara geçişi sağlamaktır.Bebeğin yemeği ağzına alıp ağzında çevirmesi yutabildiğini yutup,yutamadığını kusmadan tükürmeyi öğrenmesi gerekir.Anneler eldeki tabağı bitirme gayretine girmemelidir.
Sebze püresi içine pirinç, mercimek, bulgur eklenebilir.
7. aydan itibaren sebze püresine az miktarda tereyağı eklenebilir.Bebeğin iştahına göre sebzeler çeşitlendirilir. Az kilo alan bebeklerin sebze püresine 2-3 ölçek formül mama eklenebilir.
Sofra yemeklerine 7-8 ay arasında teker teker taze pişmiş baharatı olmayan yağı ve salçası az yemeklerden tadına baktırılarak geçilebilir.Sofra yemekleri süzgeçten geçirilmeden çatal ve kaşık yardımıyla ezerek verilebilir.Pişirme esnasında içine 1-2 patates koyulup bebeğe patatesli,etli ve sebzeli kısımlardan ekmek eklenerek verilir.
Yumurta: 6-7.aylar arasında katı pişmiş olarak sarısından az miktarda sebze püresine eklenerek başlanıp hergün bir miktar arttırılarak 1 katı yumurta sarısına çıkılabilir,bir gün verilip bir gün verilmeme şeklinde olabilir.
Balık: 7. aydan itibaren ızgara veya suda haşlanıp kılçığına dikkat etmek suretiyle tadına bakılarak öğle saatlerinde verilebilir. Köfte: 6-7 ay arasında çift çekilmiş kıymadan hazırlanan baharatsız köfte sahanda pişirilerek elle veya çatalla ezilip birkaç yudumda ilerleyen günlerde 2 köfteye kadar yedirilebilir.
Arada karaciğer et yerine sebze pürelerine eklenebilir.Tuzlu suda kaynatılarak sertleştirilen ciğer rendelenip sebze püresi içine eklenebilir.Haftada 2 kez verilmesi faydalı olabilir.
Beyin: Evvelce bütün çocuk yemekleri tarifinde bulunan beyin son yıllarda sünger beyin hastalığı riski nedeniyle bebeklere yedirilmesi tavsiye edilmemektedir.Zira bulaşma en çok beyin ve iç organlar sebebiyle olmaktadır.
Peynir:6. aydan itibaren gerek sebze püreleri gerekse kahvaltı içinde bebeğe verilebilecek gıdalar arasındadır.Pastörize veya pişmiş sütten olmasına dikkat edilmelidir.
Şayet bebek anne sütü ile doymuyorsa ve formül mama eklenmişse 4. aydan itibaren yoğurt,meyve püresi,sebze püresi ve peynir sırayla başlanabilir.6 aylık olana kadar sebze püresine dana eti konulup haşlandıktan sonra çıkarılır.
Tahıllar 4-6 aydan itibaren verilebilir.Kahvaltıda bisküvi ve ekmek muhallebiler içinde mısır ve buğday nişastası,pirinç unu-yulaf ve buğday unu kullanılabilir.
Sebze pürelerine pirinç,mercimek,bulgur veya irmik eklemek suretiyle kıvam ve kalori artışı sağlanır.
Pasta ve tatlılar 2 yaşından sonra verilebilir.
9 aydan itibaren bebek aile sofrasına oturtulur.Sofrada bulunan baharatsız,hazırlanma şartlarına uygun her şeyden yiyebilir.
Yemekler önceleri parmakla ezerek,çatal ve kaşıkla ezerek verilirken daha sonra katı parçalar halinde verilebilir.1-1.5 yaştan itibaren kendi beslenmeye hevesli olan bebek desteklenmeli, 2 yaşından itibaren tümüyle kendini beslemesi sağlanır.
ÖRNEK BESLENME
4-6 ay arası anne sütü ile doymayan formül mama veya ineksütü ile takviye edilen bebek için
Sabah
06:00-07:00 anne sütü
09:00-10:00 Kahvaltı meyve püresi+peynir+bisküvi 4-5 adet+pekmez 1 çay kaşığı takiben anne sütü verilerek uyutulur.
13:00-14:00 Sebze püresi+1-2 kaşık yoğurt,uyurken anne sütü 100-150 mlt
17:00-18:00 Yoğurt 100-150 mlt,şeker veya bisküvi veya meyvelerle tatlandırılarak+ uyku saatinde anne sütü
20:00-21:00 Kaşık maması:1 su bardağı su,2 tatlı kaşığı mısır nişastası,1 çay kaşığı şeker,1 çay kaşığı sıvı yağ karıştırılarak pişirilip,ılıyınca 4 ölçek formül mama eklenip yedirilir.
Gece uyandığında anne sütü verilir.
6. aydan sonra sebze püresi içine kıyma eklenir. Karaciğer, tavuk eti, balık eti arada katı yumurta sarısı eklenebilir.
7-8. ayda aile sofrası için pişirilen çorbalar,sulu köfte,dolma içleri tattırılabilir.
Bebeklerin bu uygulanan programa uyma mecburiyeti yoktur.Anne sütünün durumuna,bebeğin alımına ve ailenin o günkü şartlarına göre yumuşak ayarlamalar yapılabilir.
Anne sütü bol olan bebeğe verilen gıdalar az miktarda olup, bazı günler yoğurt, meyve püresi veya sebze püreleri atlanabilir. Yine formül mama ile beslenen bebek hazırlanan gıdadan yeterince doymazsa mamayı anne sütü gibi kabul ederek takviye edilir. Annenin içinde bulunduğu durum o gün için yemekleri hazırlamaya uygun değilse formül mama ile beslenmesinde mahzur yoktur.
Çünkü bazı anneler her gün aynı saatlerde şunu bunu yemeli diye aşırı bir gerginlik içine girip hazırlayamadığında veya bebek reddettiğinde mutsuz olurlar. Bu durum doğrudan bebeğe ve aileye yansır. Böyle bir gerginlik faydadan çok zarar verir. Hazırlanan gıdalar 10-11 aya kadar yemeklere alıştırmak için geçiştir.Her hazırlanan hazırlandığı miktarda yenecek diye bir kaide yoktur.
Şu anda piyasada bulunan bebek mamaları da bebeklerin beslenmesine uygun meyve ve sebze püreleri olarak kavanoz mamaları şeklinde hazırlanmıştır.4-6 ay arası herhangi bir ilave olmadan verilebilir.6-7 aydan sonra haşlanmış etlerin ilavesiyle verilebilir.
Altı ay ile on ay arasında ek gıdalara başlanmayan bebeklerde çiğnemeye ve farklı tatlara alışma meydana gelemez ve anne memesine aşırı derecede düşkün olan bebek yemekleri reddeder.Bebek anne sütü ile doymuyor ise ilk dört ay anne sütü ve adapte formül mama dördüncü aydan sonra gıdalara başlanabilir.
Ek gıdalara başlamak için
1-Bebek sağlıklı ve alışkın olduğu ortamda bulunmalı
2-Aşı uygulanmış veya yeni bir ilaç uygulanmış bebek ona alışana kadar yeni gıda başlanmamalı.
3-Kendisine birinci derecede bakım veren kişi tarafından gıdalar denenerek verilmeli.
4-Gıdalar üç beş günlük alıştırma süresi içinde teker teker başlanmalı.Çok sevse ve istekli bile olsa alışana kadar doyurucu miktarda verilmelidir.
5-Gıdalar hepsi bir arada başlandığı takdirde meydana gelecek tahammülsüzlükler alerjilerden hangisi sorumludur ayırt edilemez ve aynı zamanda birden fazla miktarda yedirilen bebek anne sütünü bırakabilir.
6-Anne sütü 1.yaşta temel gıda 2.yaşta destekleyici gıda olarak beslenmenin temel unsurudur.
Altı ayını doldurmuş bebeğe hazmı kolay hipoallerjenik olması nedeniyle ilk başlanacak gıda olması nedeniyle yoğurt olabilir.1,2 tatlı kaşığından başlanarak miktar arttırılmak suretiyle bir hafta içinde bir çay fincanı(100-150mlt) kadar verilebilir.
Yapılışı:
200 mlt süt süzüldükten sonra kaynatılır.Kaynadıktan sonra 2-3 dakika karıştırarak kaynatmaya devam edilir.Pastörize sütler için kaynatma sırasında 200 mlt süte 1çorba kaşığı(15mlt) su ilave edilir.(pastörizasyon sırasında ve kaynatırken buharlaşma sütün olması gerekenden daha konsantre hale gelmesini önlemek için).Önceden yıkanmış kurutulmuş cam kavanoza alınan süt 40 dereceye kadar soğutulur.
Isı kontrolü mutfak derecesi veya elin serçe parmağı ile kontrol edilir.Parmağı yakmayan ama sıcaklığı hissedilen ısı aşağı yukarı 40 derece kabul edilir.200 mlt 40 dereceye kadar soğutulmuş süte bir tatlı kaşığı(2-3 mlt) yoğurt eklenir, karıştırılıp kapağı kapatılır,etrafı sarılır.6-7 saat bekletilir.Mayalanma işlemi biten yoğurttan bir miktar alınıp pudra şekeri ile tatlandırılarak 1-2 tatlı kaşığı kadar yedirilir,öğün anne sütü ile tamamlanır.Hergün 1-2 tatlı kaşığı arttırılan yoğurt 1 fincana kadar çıkarılır. Buzdolabında temizliğe özen gösterilerek saklanan yoğurt 2 gün yedirilebilir.Bebeğin yemesi için önceden ılık suya oturtup ılıtmak gerekir.
Yoğurda alıştırılmış olan bebek yeni bir gıdayı tatmak için hazırdır.Madeni tuzlar,vitamin,posa ve karbonhidrat ihtiva eden meyveler ikinci sırada bebeklere tattırılarak 150 mlt kadar verilebilir. Meyveler mevsime göre kışın elma, armut ,muz, portakal, mandalina, havuç;yazın şeftali,üzüm,domates gibi teker teker tercihen püre şeklinde verilir.Meyvelerin taze olgun ve çürüksüz olanları seçilir,oğuşturularak bol suyla yıkanır,bir süzgece konup üzerine kaynar su dökülür.
Sonra soyulur,çekirdekleri çıkarılır,cam rendede püre haline getirilir.1-2 tatlıkaşığından başlamak üzere miktar arttırılarak öğün halinde verilebilir.Alıştıktan sonra 2.3.4.5. meyveye geçilebilir.Daha sonra bebeğin iştahına yaşanılan çevrenin şartlarına göre meyve püreleri veya suları karışık olarak verilebilir.Meyvelerin tatlı ve olgun olanlarını tercih edip şeker ilavesinden kaçınmak gerekir.
Muz kabızlığa yol açması bakımından riskli olması sebebiyle olgun yumuşak olanı seçilip az miktarda denenir,armut veya kayısı ya da üzümle birlikte verilebilir.İlk yaşta çilek,yumurta akı,bal gibi allerjen gıdalardan kaçınmak gerekir.Yine inek sütü ilk 1 yaş hatta 2.yaşa kadar verilmemesi gerekir,esasında anne sütü alan bebeğin ihtiyacı da yoktur.
6-7 ay arasında sebze pürelerine alıştırılarak sebze yemekleri ve sofrada bulunan yemeklere geçilebilir.Sebzelerin taze mevsim sebzelerinden olmasına dikkat edilmelidir
Önce az çeşit sebze ile başlanıp giderek çeşit arttırılır. Sebzeler pişirilmeden bolsuyla yıkanır,soyulup doğranır,kısa sürede pişirilir ve piştikten sonra hemen yedirilir.Diğer gıdalarda olduğu gibi 2-3 kaşık ile başlanır. Mevsime göre kabak, havuç, patates, ıspanak, pazı, fasulye, bezelye,kereviz,kereviz yaprağı, maydanoz, domates eklenebilir.
İlk hazırlama için 1 küçük patates, 1küçük havuç,50 gr yağsız dana eti 3 su bardağı su ile iyice pişirilir.1 tatlı kaşığı irmik veya şehriye,1 tatlı kaşığı zeytinyağı,1 çimdik tuz eklenir.5-10 dakika daha kaynatılıp et içinden çıkarılır, tel süzgeçten geçirilip 24 saat içinde kullanılır.Bu süre zarfında buzdolabında saklamak gerekir.
Bebek sebze püresine alıştırılırken her hazırlamada yukarıda sayılan sebzelerden biri eklenerek çeşitlendirilir. 2.defadan sonra dana eti yerine çift çekilmiş 1 çorba kaşığı dana kıyma kullanılır ve onun da süzgeçten geçmesi sağlanır.Süzgeç yerine robot ya da blendır gibi aletler kullanmak asla uygun değildir.Bu yemekleri vermemizin maksadı doyurmak değil,tatlarına alıştırmak ve çiğnemeyi öğreterek katı gıdalara geçişi sağlamaktır.Bebeğin yemeği ağzına alıp ağzında çevirmesi yutabildiğini yutup,yutamadığını kusmadan tükürmeyi öğrenmesi gerekir.Anneler eldeki tabağı bitirme gayretine girmemelidir.
Sebze püresi içine pirinç, mercimek, bulgur eklenebilir.
7. aydan itibaren sebze püresine az miktarda tereyağı eklenebilir.Bebeğin iştahına göre sebzeler çeşitlendirilir. Az kilo alan bebeklerin sebze püresine 2-3 ölçek formül mama eklenebilir.
Sofra yemeklerine 7-8 ay arasında teker teker taze pişmiş baharatı olmayan yağı ve salçası az yemeklerden tadına baktırılarak geçilebilir.Sofra yemekleri süzgeçten geçirilmeden çatal ve kaşık yardımıyla ezerek verilebilir.Pişirme esnasında içine 1-2 patates koyulup bebeğe patatesli,etli ve sebzeli kısımlardan ekmek eklenerek verilir.
Yumurta: 6-7.aylar arasında katı pişmiş olarak sarısından az miktarda sebze püresine eklenerek başlanıp hergün bir miktar arttırılarak 1 katı yumurta sarısına çıkılabilir,bir gün verilip bir gün verilmeme şeklinde olabilir.
Balık: 7. aydan itibaren ızgara veya suda haşlanıp kılçığına dikkat etmek suretiyle tadına bakılarak öğle saatlerinde verilebilir. Köfte: 6-7 ay arasında çift çekilmiş kıymadan hazırlanan baharatsız köfte sahanda pişirilerek elle veya çatalla ezilip birkaç yudumda ilerleyen günlerde 2 köfteye kadar yedirilebilir.
Arada karaciğer et yerine sebze pürelerine eklenebilir.Tuzlu suda kaynatılarak sertleştirilen ciğer rendelenip sebze püresi içine eklenebilir.Haftada 2 kez verilmesi faydalı olabilir.
Beyin: Evvelce bütün çocuk yemekleri tarifinde bulunan beyin son yıllarda sünger beyin hastalığı riski nedeniyle bebeklere yedirilmesi tavsiye edilmemektedir.Zira bulaşma en çok beyin ve iç organlar sebebiyle olmaktadır.
Peynir:6. aydan itibaren gerek sebze püreleri gerekse kahvaltı içinde bebeğe verilebilecek gıdalar arasındadır.Pastörize veya pişmiş sütten olmasına dikkat edilmelidir.
Şayet bebek anne sütü ile doymuyorsa ve formül mama eklenmişse 4. aydan itibaren yoğurt,meyve püresi,sebze püresi ve peynir sırayla başlanabilir.6 aylık olana kadar sebze püresine dana eti konulup haşlandıktan sonra çıkarılır.
Tahıllar 4-6 aydan itibaren verilebilir.Kahvaltıda bisküvi ve ekmek muhallebiler içinde mısır ve buğday nişastası,pirinç unu-yulaf ve buğday unu kullanılabilir.
Sebze pürelerine pirinç,mercimek,bulgur veya irmik eklemek suretiyle kıvam ve kalori artışı sağlanır.
Pasta ve tatlılar 2 yaşından sonra verilebilir.
9 aydan itibaren bebek aile sofrasına oturtulur.Sofrada bulunan baharatsız,hazırlanma şartlarına uygun her şeyden yiyebilir.
Yemekler önceleri parmakla ezerek,çatal ve kaşıkla ezerek verilirken daha sonra katı parçalar halinde verilebilir.1-1.5 yaştan itibaren kendi beslenmeye hevesli olan bebek desteklenmeli, 2 yaşından itibaren tümüyle kendini beslemesi sağlanır.
ÖRNEK BESLENME
4-6 ay arası anne sütü ile doymayan formül mama veya ineksütü ile takviye edilen bebek için
Sabah
06:00-07:00 anne sütü
09:00-10:00 Kahvaltı meyve püresi+peynir+bisküvi 4-5 adet+pekmez 1 çay kaşığı takiben anne sütü verilerek uyutulur.
13:00-14:00 Sebze püresi+1-2 kaşık yoğurt,uyurken anne sütü 100-150 mlt
17:00-18:00 Yoğurt 100-150 mlt,şeker veya bisküvi veya meyvelerle tatlandırılarak+ uyku saatinde anne sütü
20:00-21:00 Kaşık maması:1 su bardağı su,2 tatlı kaşığı mısır nişastası,1 çay kaşığı şeker,1 çay kaşığı sıvı yağ karıştırılarak pişirilip,ılıyınca 4 ölçek formül mama eklenip yedirilir.
Gece uyandığında anne sütü verilir.
6. aydan sonra sebze püresi içine kıyma eklenir. Karaciğer, tavuk eti, balık eti arada katı yumurta sarısı eklenebilir.
7-8. ayda aile sofrası için pişirilen çorbalar,sulu köfte,dolma içleri tattırılabilir.
Bebeklerin bu uygulanan programa uyma mecburiyeti yoktur.Anne sütünün durumuna,bebeğin alımına ve ailenin o günkü şartlarına göre yumuşak ayarlamalar yapılabilir.
Anne sütü bol olan bebeğe verilen gıdalar az miktarda olup, bazı günler yoğurt, meyve püresi veya sebze püreleri atlanabilir. Yine formül mama ile beslenen bebek hazırlanan gıdadan yeterince doymazsa mamayı anne sütü gibi kabul ederek takviye edilir. Annenin içinde bulunduğu durum o gün için yemekleri hazırlamaya uygun değilse formül mama ile beslenmesinde mahzur yoktur.
Çünkü bazı anneler her gün aynı saatlerde şunu bunu yemeli diye aşırı bir gerginlik içine girip hazırlayamadığında veya bebek reddettiğinde mutsuz olurlar. Bu durum doğrudan bebeğe ve aileye yansır. Böyle bir gerginlik faydadan çok zarar verir. Hazırlanan gıdalar 10-11 aya kadar yemeklere alıştırmak için geçiştir.Her hazırlanan hazırlandığı miktarda yenecek diye bir kaide yoktur.
Şu anda piyasada bulunan bebek mamaları da bebeklerin beslenmesine uygun meyve ve sebze püreleri olarak kavanoz mamaları şeklinde hazırlanmıştır.4-6 ay arası herhangi bir ilave olmadan verilebilir.6-7 aydan sonra haşlanmış etlerin ilavesiyle verilebilir.
İkiz bebeklerin beslenmesi
kiz bebeğe sahip ailelerdeki temel kaygı anne sütünün birden fazla bebeği beslemede yetersiz kalacağı şeklindedir. Tek, ikiz ve üçüz bebeğe sahip annelerin tek bebeğe sahip annelere göre iki kat süt ürettikleri, üçüz bebeğe sahip annelerde de günlük süt üretiminin üç litreye kadar artabildiği gösterilmiştir (klasik bilgiler bu şekildedir fakat benim 24 yıllık gözlemimde anne sütü yetmemektedir).
İkizlerin beslenmesi üç şekilde yapılabilir.
1- İkizler aynı anda beslenir
2- İstedikleri zaman ayrı ayrı beslenirler.
3- Bir bebek istediği zaman beslendikten sonra diğeri beslenir
Bebeklerin eş zamanlı beslenmeleri zaman kazandırır, ayrıca ikizlerden daha iyi ve kuvvetli emeni diğeri için göğsü yeterince uyarmış olur. Anne sütünüz yetmiyorsa her iki bebeğinizi de emzirin. Hekiminizin örnerdiği bir mamayı bebekler emdikten sonra her iki bebeğinizde de kullanın. Bir bebeği sade anne sütüyle diğer bebeğe tek başına mama vermek yanlıştır.
İkizlerin beslenmesi üç şekilde yapılabilir.
1- İkizler aynı anda beslenir
2- İstedikleri zaman ayrı ayrı beslenirler.
3- Bir bebek istediği zaman beslendikten sonra diğeri beslenir
Bebeklerin eş zamanlı beslenmeleri zaman kazandırır, ayrıca ikizlerden daha iyi ve kuvvetli emeni diğeri için göğsü yeterince uyarmış olur. Anne sütünüz yetmiyorsa her iki bebeğinizi de emzirin. Hekiminizin örnerdiği bir mamayı bebekler emdikten sonra her iki bebeğinizde de kullanın. Bir bebeği sade anne sütüyle diğer bebeğe tek başına mama vermek yanlıştır.
4 - 6 ay arası bebek beslenmesi
4-6. aylar bebek beslenmesinde çok önemli bir yer tutar. çünkü bundan böyle bebeğiniz hızla büyüyordur ve buna bağlı olarak besin ve enerji ihtiyaçları de artmaktadır.
beslenme otoritelerinin ortak görüşü anne sütü veya benzeri bir mamanın 4. -6. aylardan sonra bebek beslenmesinde yalnız olarak yeterli olmayacağıdır. ilk 3-4 ay bebeğin emerek beslenme dönemidir. ilk 4-6 ay anne sütü veya biberon maması ile beslenen bebekler bu dönemden sonra sağlıklı gelişimlerine devam edebilmek için değişik besinlere de gereksinim duyarlar.
ek gıdalara başlama vakti 4. aydan önce olmamalı ancak ek gıdaya geçiş zorlaşacağından 6. aydan sonraya da bırakılmamalıdır. üstelik, anne sütü varsa kesinlikle devam etmelisiniz. biberon maması kullanıyorsanız kullandığınız 1 numaralı başlangıç mamalarından 2 numaralı devam mamalarına geçmelisiniz. 2 numaralı devam mamaları bebeğin bu dönemdeki besinsel gereksinimleri göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır.
ek gıdalara geçiş dönemi yavaş ilerleyen bir süreçtir. 4. ayını tamamlayan bebekler daha çabuk acıkmaya başlar; anne sütü veya biberon maması aldıktan sonra halen aç olduklarını size hissetirirler. bu bebeğinizin ek besinlere hazır olduğunun göstergesidir. bu aylardan sonra bebeğinizin sindirim sistemi ve böbrekleri çeşitli besinleri sindirecek ve atıkları vücuttan uzaklaştırabilecek olgunluğa ulaşmıştır.
gizli açlığa dikkat !
insan beyni gelişiminin büyük bir bölümü yaşamın ilk bir yılı içerisinde tamamlanır. yeterli ve dengeli beslenemeyen bebekler hem fiziksel hem de zihinsel gelişim açısından geri kalabilirler. bazı durumlarda bebeğin açlık problemi yoktur, kilosu da normal limitler içindedir, ancak zihinsel gelişiminde bir aksaklık görülebilir. bu ‘ gizli açlık' diye tanımlanan özel bir problemi akla getirir. bu sorunla karşılaşmamak için katı gıdalara geçildiğinde bebeğin yediklerinin yalnızca miktarına ve bebeği doyurup doyurmadığına değil, içeriğine de önem vermek gerekmektedir. dengeli bir protein, karbonhidrat ve yağ karışımı ile vücut için lazım olan yağ asitlerini içeren, başta demir olmak üzere mineral ve vitaminler açısından zengin bir beslenme yazılımı bebeğin sağlıklı gelişim göstermesinde yaşamsal öneme sahiptir.
ek gıdalara geçiyoruz.
bebeğinize ilk vereceğiniz gıdanın onun tarafından kabul edilmesini kolaylaştırmak diliyorsanız bu ilk adımı o açken atmalısınız. vereceğiniz yiyeceği ufak bir çay kaşığına ya da parmağınızın ucuna yerleştirerek bebeğinizin dudaklarına değdirin. bu yeni tattan hoşlanıp hoşlanmadığını basitçe anlayabilirsiniz. şayet yiyeceği diliyle iter ve bu tavrını ikinci denemeden sonra halen devam ettirirse onu daha fazla zorlamamanızı ve bu yeni yiyeceği bir daha denemeden önce 3-4 gün beklemenizi öneri ederiz.
yutma işlevinin gelişmemiş olması kaşıkla beslenmeyi güçleştirir. bazı bebekler bu geçişi kolay yapamazlar ve kaşıkla beslenmeyi redderler. geçiş döneminde çok sabırlı olmak lazımdır.
yeni ve değişik gıdalara birer birer ve en az 3-5 gün ara ile başlanmalıdır. yeni verilmeye başlanan gıdaların bebekte alerji ya da sindirim güçlüğü yaratmadığının anlaşılabilmesi için aynı anda birden çok gıda başlanmamalıdır.
yeni besinler önce az oranda verilmeli zaman geçtikçe miktar bir öğün oluşturacak biçimde artırılmalıdır.
her yeni gıdada bebeğinizin kakasında bazı farklılıklar olabileceğini bilerek fazla telaşlanmamalısınız.
12. ay sonuna kadar bebek için hazırlanan gıdalara tuz ve şeker ilave edilmemelidir.
bebeğe verilecek tüm yiyecekler taze ve katkısız olmalıdır. kimyasal koruyucu madde içeren konserve ve katkı maddeli hazır yiyecekleri bebeğinizin beslenmesinde kullanmamalısınız. aldığınız hazır sebze ve meyvelerin olgunlaşmış olmasına dikkat etmelisiniz. tercih ettiğiniz taze ürünlerin hormon ve kimyasal ilaç kullanılmadan üretilmesi de mühimdir. olasıysa organik tarımla üretilmiş olanları tercih edin.
bebek için her öğün taze besin hazırlamalı ve bu besinleri oda sıcaklığında uzun müddet bekletmemelisiniz.
diş çıkarma dönemi bebeğin iştahsız ve huzursuz olduğu zamanlardır. bu dönemlerde bebek anne sütü veya biberon mamasını daha fazla almak isteyebilir. kaşığı reddetme, bu dönemde karşılaşılabilen bir problemdir, ısrarcı olmamak gerekmektedir. doktorunuzla görüşerek bebeğinizin günlük besin gereksinimini karşılayacak kadar beslenip beslenmediğini öğrenebilirsiniz.
ek gıdalara geçiş aşamasında başlangıç olarak pirinçli bir mama başlanmalıdır. bu hedefle hazır pirinçli mama alabilir veya kendiniz evde kullandığınız biberon maması ile muhallebi yapabilirsiniz: 100 ml. (1 çay bardağı) su ile bir tatlı kaşığı pirinç unu pişirilir. ocaktan indirdikten sonra içerisine 3 ölçek devam maması ilave edilir. muhallebiniz hazırdır. muhallebinizi mısır unu ile de pişirebilirsiniz. diğer tahılların (buğday, çavdar, yulaf vb.) kullanımına 6. ay sonunda başlanmalıdır. pirinçli mamasından sonra bebeğinize sebze çorba sı vermeye başlayabilirsiniz: ilk olarak patates havuç ve az oranda pirinç haşlanarak tel süzgeçten geçirilir, salça ve tuz ilave etmeden (çok az oranda sıvı yağ ilave edilebilir) bebeğe verilir. yaklaşık 1 hafta sonra sebze çorbasına kabak, taze fasulye, bezelye ve enginar ilavesine başlayabilirsiniz. yerelması, kereviz ve patlıcan gibi gıdaları fazla nitrat içerikleri sebebiyle bu aylarda kullanmamanızı öneririz.
meyve suyu ve meyve püresi de bu aylarda vermeye başlayacağınız ek gıdalardandır ve genelde ara öğünlerde tercih edilir. öncelikle elma veya havuç denenmelidir. meyveler cam rendeden rendelenir ve ince bir tülbentten geçirilerek suyu bebeğe verilir. portakal ve kivi de başlanabilir. fakat bu meyveler alerji yapabileceği için kontrollü bir biçimde verilmelidir.
bu gıdalardan sonra yoğurt verilmeye başlanabilir. bebek için evde kendi yaptığınız yoğurdu kullanmalısınız. devam mamaları ile yoğurt yapımı ise şöyledir: 100 ml hazırlanmış devam maması içerisine ılık iken 1 tatlı kaşığı yoğurt konularak mayalanmaya bırakılır. daha sonra buzdolabında dinlendirilmelidir. bebeğin alabileceği sıcaklığa getirilip bebeğe verilir. arzuya göre içersine meyve püresi de ilave edilebilir.
sebze ve meyve kullanımınızda aldığınız sebze ve meyvelerin organik tarımla yetiştirilmiş olması önemli bir detaydır. organik tarımla yetiştirilen ürünler kimyasal ilaç ve hormon kullanılmadan, doğal gübre ile toprağı, suyu kontrollü özel çiftliklerde yetiştirilirler.
bu dönem için hazırlanmış hazır sütlü kaşık mamaları, tahıllı kaşık mamaları ve kavanoz mamaları, bebeğin beslenmesinde evde hazırlanan besinlere en iyi alternatiftir. tamamen bebeğinizin özel ihtiyaçlarına gore hazırlanmış bu ürünler hijyenik doğal ve katkısızdır. hazırlanımları da son derece pratik olan bu ürünler bebek beslenmesinde kompğle bir öğün oluştururlar. bundan başka bebeğin katı gıdalara geçişini kolaylaştırırlar.
6. ay sonunda;
bebeğinize sebzeleri püre durumunda verebilirsiniz ve ince çekilmiş kıyma ilavesine başlayabilirsiniz. yine 6. ay sonunda sabah kahvaltılarına başlanmalıdır. iyi haşlanmış yumurtanın sarısını 1 çay kaşığından itibaren yavaş yavaş artırarak gün aşırı verebilirsiniz. yumurtanın beyazı 12. ay sonuna kadar kullanılmamalıdır. yumurta ile birlikte akşamdan suda bekleterek tuzu alınmış peynir verilebilir. tahıl mamaları da bebeğin kahvaltısına ilave edilmelidir.
7 – 8 aylarda ;
tarhana şehriye gibi unlu çorbaları et, tavuk ve kıyma ilavesiyle vermeye başlayabilirsiniz. sıvı besinleri (meyve suyu, biberon maması) sulukta veya bardakta verebilirsiniz.
9 – 12 aylarda ;
artık bebeğinize verebileceğiniz gıdalar olabildiğince çeşitlenmiştir. beslenme programına ek olarak haftada 1 kez ciğer ve 1-2 kez haşlanmış veya ızgara taze balık verilmeye başlanabilir. bundan başka baharatsız ve soğansız ızgara köfte verilebilir. baklagiller besin değeri yüksek gıdalar olduğu için tercih edilmelidir, haşlayıp tel süzgeçten geçirilerek bebeğin çorbalarına ilave edilebilir. 11-12. aylarda bebeğe çok yağlı ve tuzlu olmamak şartıyla ev yemeklerinden iyice ezerek vermeye başlayabilirsiniz.
anneye önemli not :
ek besin döneminde varsa anne sütü yoksa veya yetersizse devam mamaları kullanılmaya devam edilmelidir. günde 300-500 ml. devam maması kesinlikle bebeğe verilmelidir.
evde hazırlanan besinlere dikkat !
eğer vaktiniz çok, pazardan aldığınız ürünlere güveniniz tam ve elinizde iyi bir liste, mutfağınızda tartı aletiniz varsa bebeğinize evde yemek hazırlayabilirsiniz. aldığınız ürünlere güveninizin tam olması lazımdır, çünkü yetiştirme sırasında pekçok sebze ve meyve tam olgunlaşmadan toplanır. erken dönemde toplanan meyve ve sebzeler topraktan alması gereken bütün vitamin ve mineralleri alamaz. bunun yanında sizin pişirme işleminiz sırasında da bazı vitamin ve mineral değerleri kaybolur. endüstriyel olarak üretilen ürünlerde oluşabilecek bu kayıplar göz önünde bulundurularak lazım ilaveler yapılmaktadır. bundan başka bu ürünlerde vakum altında yapılan pişirme işlemi ile kayıplar en aza indirilmektedir.
aldığınız ürünlerin hormon ve kimyasal ilaç kullanılmadan üretilmiş olması da dikkat etmeniz gereken önemli bir noktadır. elinizde iyi bir liste, tarif ve tartı olmalıdır, çünkü bebeğinize hazırladığınız besinleri şayet kendi damak tadınıza göre hazırlarsanız, bebeğinizi yanlış beslemiş olursunuz.
beslenme otoritelerinin ortak görüşü anne sütü veya benzeri bir mamanın 4. -6. aylardan sonra bebek beslenmesinde yalnız olarak yeterli olmayacağıdır. ilk 3-4 ay bebeğin emerek beslenme dönemidir. ilk 4-6 ay anne sütü veya biberon maması ile beslenen bebekler bu dönemden sonra sağlıklı gelişimlerine devam edebilmek için değişik besinlere de gereksinim duyarlar.
ek gıdalara başlama vakti 4. aydan önce olmamalı ancak ek gıdaya geçiş zorlaşacağından 6. aydan sonraya da bırakılmamalıdır. üstelik, anne sütü varsa kesinlikle devam etmelisiniz. biberon maması kullanıyorsanız kullandığınız 1 numaralı başlangıç mamalarından 2 numaralı devam mamalarına geçmelisiniz. 2 numaralı devam mamaları bebeğin bu dönemdeki besinsel gereksinimleri göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır.
ek gıdalara geçiş dönemi yavaş ilerleyen bir süreçtir. 4. ayını tamamlayan bebekler daha çabuk acıkmaya başlar; anne sütü veya biberon maması aldıktan sonra halen aç olduklarını size hissetirirler. bu bebeğinizin ek besinlere hazır olduğunun göstergesidir. bu aylardan sonra bebeğinizin sindirim sistemi ve böbrekleri çeşitli besinleri sindirecek ve atıkları vücuttan uzaklaştırabilecek olgunluğa ulaşmıştır.
gizli açlığa dikkat !
insan beyni gelişiminin büyük bir bölümü yaşamın ilk bir yılı içerisinde tamamlanır. yeterli ve dengeli beslenemeyen bebekler hem fiziksel hem de zihinsel gelişim açısından geri kalabilirler. bazı durumlarda bebeğin açlık problemi yoktur, kilosu da normal limitler içindedir, ancak zihinsel gelişiminde bir aksaklık görülebilir. bu ‘ gizli açlık' diye tanımlanan özel bir problemi akla getirir. bu sorunla karşılaşmamak için katı gıdalara geçildiğinde bebeğin yediklerinin yalnızca miktarına ve bebeği doyurup doyurmadığına değil, içeriğine de önem vermek gerekmektedir. dengeli bir protein, karbonhidrat ve yağ karışımı ile vücut için lazım olan yağ asitlerini içeren, başta demir olmak üzere mineral ve vitaminler açısından zengin bir beslenme yazılımı bebeğin sağlıklı gelişim göstermesinde yaşamsal öneme sahiptir.
ek gıdalara geçiyoruz.
bebeğinize ilk vereceğiniz gıdanın onun tarafından kabul edilmesini kolaylaştırmak diliyorsanız bu ilk adımı o açken atmalısınız. vereceğiniz yiyeceği ufak bir çay kaşığına ya da parmağınızın ucuna yerleştirerek bebeğinizin dudaklarına değdirin. bu yeni tattan hoşlanıp hoşlanmadığını basitçe anlayabilirsiniz. şayet yiyeceği diliyle iter ve bu tavrını ikinci denemeden sonra halen devam ettirirse onu daha fazla zorlamamanızı ve bu yeni yiyeceği bir daha denemeden önce 3-4 gün beklemenizi öneri ederiz.
yutma işlevinin gelişmemiş olması kaşıkla beslenmeyi güçleştirir. bazı bebekler bu geçişi kolay yapamazlar ve kaşıkla beslenmeyi redderler. geçiş döneminde çok sabırlı olmak lazımdır.
yeni ve değişik gıdalara birer birer ve en az 3-5 gün ara ile başlanmalıdır. yeni verilmeye başlanan gıdaların bebekte alerji ya da sindirim güçlüğü yaratmadığının anlaşılabilmesi için aynı anda birden çok gıda başlanmamalıdır.
yeni besinler önce az oranda verilmeli zaman geçtikçe miktar bir öğün oluşturacak biçimde artırılmalıdır.
her yeni gıdada bebeğinizin kakasında bazı farklılıklar olabileceğini bilerek fazla telaşlanmamalısınız.
12. ay sonuna kadar bebek için hazırlanan gıdalara tuz ve şeker ilave edilmemelidir.
bebeğe verilecek tüm yiyecekler taze ve katkısız olmalıdır. kimyasal koruyucu madde içeren konserve ve katkı maddeli hazır yiyecekleri bebeğinizin beslenmesinde kullanmamalısınız. aldığınız hazır sebze ve meyvelerin olgunlaşmış olmasına dikkat etmelisiniz. tercih ettiğiniz taze ürünlerin hormon ve kimyasal ilaç kullanılmadan üretilmesi de mühimdir. olasıysa organik tarımla üretilmiş olanları tercih edin.
bebek için her öğün taze besin hazırlamalı ve bu besinleri oda sıcaklığında uzun müddet bekletmemelisiniz.
diş çıkarma dönemi bebeğin iştahsız ve huzursuz olduğu zamanlardır. bu dönemlerde bebek anne sütü veya biberon mamasını daha fazla almak isteyebilir. kaşığı reddetme, bu dönemde karşılaşılabilen bir problemdir, ısrarcı olmamak gerekmektedir. doktorunuzla görüşerek bebeğinizin günlük besin gereksinimini karşılayacak kadar beslenip beslenmediğini öğrenebilirsiniz.
ek gıdalara geçiş aşamasında başlangıç olarak pirinçli bir mama başlanmalıdır. bu hedefle hazır pirinçli mama alabilir veya kendiniz evde kullandığınız biberon maması ile muhallebi yapabilirsiniz: 100 ml. (1 çay bardağı) su ile bir tatlı kaşığı pirinç unu pişirilir. ocaktan indirdikten sonra içerisine 3 ölçek devam maması ilave edilir. muhallebiniz hazırdır. muhallebinizi mısır unu ile de pişirebilirsiniz. diğer tahılların (buğday, çavdar, yulaf vb.) kullanımına 6. ay sonunda başlanmalıdır. pirinçli mamasından sonra bebeğinize sebze çorba sı vermeye başlayabilirsiniz: ilk olarak patates havuç ve az oranda pirinç haşlanarak tel süzgeçten geçirilir, salça ve tuz ilave etmeden (çok az oranda sıvı yağ ilave edilebilir) bebeğe verilir. yaklaşık 1 hafta sonra sebze çorbasına kabak, taze fasulye, bezelye ve enginar ilavesine başlayabilirsiniz. yerelması, kereviz ve patlıcan gibi gıdaları fazla nitrat içerikleri sebebiyle bu aylarda kullanmamanızı öneririz.
meyve suyu ve meyve püresi de bu aylarda vermeye başlayacağınız ek gıdalardandır ve genelde ara öğünlerde tercih edilir. öncelikle elma veya havuç denenmelidir. meyveler cam rendeden rendelenir ve ince bir tülbentten geçirilerek suyu bebeğe verilir. portakal ve kivi de başlanabilir. fakat bu meyveler alerji yapabileceği için kontrollü bir biçimde verilmelidir.
bu gıdalardan sonra yoğurt verilmeye başlanabilir. bebek için evde kendi yaptığınız yoğurdu kullanmalısınız. devam mamaları ile yoğurt yapımı ise şöyledir: 100 ml hazırlanmış devam maması içerisine ılık iken 1 tatlı kaşığı yoğurt konularak mayalanmaya bırakılır. daha sonra buzdolabında dinlendirilmelidir. bebeğin alabileceği sıcaklığa getirilip bebeğe verilir. arzuya göre içersine meyve püresi de ilave edilebilir.
sebze ve meyve kullanımınızda aldığınız sebze ve meyvelerin organik tarımla yetiştirilmiş olması önemli bir detaydır. organik tarımla yetiştirilen ürünler kimyasal ilaç ve hormon kullanılmadan, doğal gübre ile toprağı, suyu kontrollü özel çiftliklerde yetiştirilirler.
bu dönem için hazırlanmış hazır sütlü kaşık mamaları, tahıllı kaşık mamaları ve kavanoz mamaları, bebeğin beslenmesinde evde hazırlanan besinlere en iyi alternatiftir. tamamen bebeğinizin özel ihtiyaçlarına gore hazırlanmış bu ürünler hijyenik doğal ve katkısızdır. hazırlanımları da son derece pratik olan bu ürünler bebek beslenmesinde kompğle bir öğün oluştururlar. bundan başka bebeğin katı gıdalara geçişini kolaylaştırırlar.
6. ay sonunda;
bebeğinize sebzeleri püre durumunda verebilirsiniz ve ince çekilmiş kıyma ilavesine başlayabilirsiniz. yine 6. ay sonunda sabah kahvaltılarına başlanmalıdır. iyi haşlanmış yumurtanın sarısını 1 çay kaşığından itibaren yavaş yavaş artırarak gün aşırı verebilirsiniz. yumurtanın beyazı 12. ay sonuna kadar kullanılmamalıdır. yumurta ile birlikte akşamdan suda bekleterek tuzu alınmış peynir verilebilir. tahıl mamaları da bebeğin kahvaltısına ilave edilmelidir.
7 – 8 aylarda ;
tarhana şehriye gibi unlu çorbaları et, tavuk ve kıyma ilavesiyle vermeye başlayabilirsiniz. sıvı besinleri (meyve suyu, biberon maması) sulukta veya bardakta verebilirsiniz.
9 – 12 aylarda ;
artık bebeğinize verebileceğiniz gıdalar olabildiğince çeşitlenmiştir. beslenme programına ek olarak haftada 1 kez ciğer ve 1-2 kez haşlanmış veya ızgara taze balık verilmeye başlanabilir. bundan başka baharatsız ve soğansız ızgara köfte verilebilir. baklagiller besin değeri yüksek gıdalar olduğu için tercih edilmelidir, haşlayıp tel süzgeçten geçirilerek bebeğin çorbalarına ilave edilebilir. 11-12. aylarda bebeğe çok yağlı ve tuzlu olmamak şartıyla ev yemeklerinden iyice ezerek vermeye başlayabilirsiniz.
anneye önemli not :
ek besin döneminde varsa anne sütü yoksa veya yetersizse devam mamaları kullanılmaya devam edilmelidir. günde 300-500 ml. devam maması kesinlikle bebeğe verilmelidir.
evde hazırlanan besinlere dikkat !
eğer vaktiniz çok, pazardan aldığınız ürünlere güveniniz tam ve elinizde iyi bir liste, mutfağınızda tartı aletiniz varsa bebeğinize evde yemek hazırlayabilirsiniz. aldığınız ürünlere güveninizin tam olması lazımdır, çünkü yetiştirme sırasında pekçok sebze ve meyve tam olgunlaşmadan toplanır. erken dönemde toplanan meyve ve sebzeler topraktan alması gereken bütün vitamin ve mineralleri alamaz. bunun yanında sizin pişirme işleminiz sırasında da bazı vitamin ve mineral değerleri kaybolur. endüstriyel olarak üretilen ürünlerde oluşabilecek bu kayıplar göz önünde bulundurularak lazım ilaveler yapılmaktadır. bundan başka bu ürünlerde vakum altında yapılan pişirme işlemi ile kayıplar en aza indirilmektedir.
aldığınız ürünlerin hormon ve kimyasal ilaç kullanılmadan üretilmiş olması da dikkat etmeniz gereken önemli bir noktadır. elinizde iyi bir liste, tarif ve tartı olmalıdır, çünkü bebeğinize hazırladığınız besinleri şayet kendi damak tadınıza göre hazırlarsanız, bebeğinizi yanlış beslemiş olursunuz.
Bebeklerde beslenme sorunları
Yenidoğanda Beslenme Sorunları
Doğumdan hemen sonraki dönem, bebeğin beslenmesine ilişkin sorunlarla dolu geçebilir. Belki de bebeğiniz meme veya biberonu istemeyecek ya da sizin almasını istediğiniz kadar besini almayacaktır. Belki de bir beslenme seansının ortasında uyuyakalacak ve daha sonra uyanıp ağlayarak beslenmek isteyecektir. Bazı bebekler de kilo alma güçlüğü çekerler.
Belirgin bir beslenme sorunuyla karşılaşıldığında atılacak önemli bir adım, yeni ana baba için kendini rahatlatmak olacaktır. Bebeğiniz bir ya da iki günü emmeden geçirirse açlıktan ölmez.
Bebeğinizi hastaneden eve getirdiğinizde pediyatristiniz ya da aile doktorunuz bir vitamin tamamlayıcısı yazacaktır. Bunu çocuğunuzu biberonla beslemeyi düşünüyorsanız özellikle yapacaktır. Bu vitamin günde bir kez verilen damlalar şeklinde olacaktır. Damlalar florürle birlikte C ve D gibi vitaminler içerir, bu maddeler anne sütünde az miktarda bulunur. Böylece, bebek az bile beslense bazı önemli besleyicileri yine de almaya devam edebilir.
Bazı yaygın beslenme sorunları şunlardır;
"Yeterli besin almıyor gibi görünen bebek", gerçekte, bol miktarda besin alıyordur. 2 haftalık ortalama bir bebek, her beslenmede 55 ile 85 gram kadar gıda alır; 3 ile 4 haftalık olduğunda bebek bu miktarı genellikle 110 ile 140 grama çıkarmış olur.
Bebeğinizin her gün aynı saatte her beslenmede aynı miktarı almasını beklemeyin. Bebekler de herkes gibidir, bazı günler, diğer günlerdekinden daha aç olurlar. Ne kadar yiyeceği konusunda bebeğinize güvenin. Bebeğinizi beslenmeye zorlamayın, aksi takdirde ileride beslenme sorunları ortaya çıkabilir.
"Beslenme sırasında uykuya dalan ve bir sonraki normal beslenme saatinden önce ağlayarak uyanan bebek" acıkmış ya da yalnızca gazı çıkarılmasını istiyor olabilir! Bebeğin aldığı miktar normal miktardan yalnızca biraz daha azsa sorun olasılıkla acıkma değil, karındaki bir düzensizliktir. Çoğu pediyatristler, bebeği beslemeden tekrar uyutmaya çalışmayı salık vermektedirler. Bunu yapamıyorsanız ancak o zaman meme ya da biberona yeniden başvurun.
"Yetersiz beslenmiş bebek", huzursuz, çok ağlayan, muhtemelen kabızlık çeken ve uyuyamayan ve kilo kazanamayan neşesiz bir bebektir. Bu bebek, biberonu veya memeyi boşalttığı halde yeterince doyamıyordur.
Sorun yalnızca günlük beslenme sayısının artırılması, bebeğin her çekişte daha fazla süt alabilmesi için biberonun deliğinin genişletilmesi ya da farklı bir biberon emziği denenmesi ile çözülebilir. Yeterli vitamin ve mineral alınmaması durumunda gerekli takviyeler yapılmalıdır.
"Bir bebek aşırı beslendiğinde", kusabilir. Genellikle çoğu bebekler kendilerine gerekenden fazlasını almayı reddederler. Ancak bazen bir bebek, iyi niyetli bir büyüğünün daha fazla emmesi ricasını kıramayarak gerekenden fazla besini almış olabilecektir.
"Çoğu bebek, beslenme sonrasında fazla miktarı tükürür ya da kusar". Tükürme normaldir, ancak kusma normal değildir ve önemli bir soruna işaret ediyor olabilir. Tükürme olayı, çocuğu her beslenme sonrasında geğirtmek, bebeğe nazik davranmak ve başını sağ yanına ya da karnına doğru çevirmek ve vücudunun diğer kısımlarından aşağıda tutmak suretiyle azaltılabilir.
"Yumuşak dışkı", meme emerek beslenen bebeklerde bir kuraldır. Anne müshil kullanır veya müshil etkili bileşenlere sahip gıdalar alırsa bebeğin dışkısı yumuşar. Biberonla beslenen bebeklerin dışkıları daha katı olmakla birlikte, özellikle aşın beslendikleri ya da mamanın şeker oranı çok yüksek olduğu zamanlarda onların dışkıları bile yumuşayabilir.
Aşırı beslenmeden kaynaklanan hafif ishal genellikle anne sütünün ya da mamanın miktarını azaltmak ve hatta bir ya da iki beslenme seansını tümüyle kaldırmak suretiyle tedavi edilebilmektedir.
"Kabızlık", meme emen bebeklerde seyrek olarak görülür. Bebekleri bir dışkılama zamanını kaçırmışsa ana babanın endişe etmesine gerek yoktur. Kabızlığın göstergesi, dışkılama sıklığı olmayıp dışkıların kıvamı olduğundan, bu durum bir kabızlığa işaret etmez. Zor ve bilye şeklinde dışkılayan bir bebek kabız olmuş demektir.
Kabızlık doğumdan itibaren sürüyorsa bebeğinizin pediyatristi bebeğin rektumunu muayene ederek herhangi bir tıkanma ya da konjenital (doğuştan olan) bir anomali bulunup bulunmadığını anlamak isteyecektir. Mama ile beslenen çocuğunuzda kabızlık görürseniz bu durum uygun olmayan bir gıda veya sıvı alımından kaynaklanıyor olabilir. Mamadaki şeker veya sıvı miktarının artırılması, sorunu hafifletecektir.
"Bebeğin kilo almaması" önemli bir uyarıcı belirti olabilir. Ortalama bir bebek ayda 900 gram kadar kilo kazanır; bebeğiniz ise bundan daha fazla veya daha az kilo alıyor olabilir. Ancak bebeğiniz hiç kilo almıyor ya da kilo kaybediyorsa ve mama kullanıyorsanız pediyatristiniz başka bir mamayı denemek isteyebilir. Bebeğinizi emzirmek suretiyle besliyorsanız pediyatristiniz iki kez mama vererek desteklemenizi isteyebilecektir.
Bebeğinizin büyüme hızı yalnızca ortalamanın altında da olabilir. Ancak, bebek sürekli aça benziyorsa yavaş büyüme, bebeğin yeterli besin almadığını ve beslenme yönteminde bir düzenleme yapılmasının gerekli olduğunu gösteriyor olabilir.
Doğumdan hemen sonraki dönem, bebeğin beslenmesine ilişkin sorunlarla dolu geçebilir. Belki de bebeğiniz meme veya biberonu istemeyecek ya da sizin almasını istediğiniz kadar besini almayacaktır. Belki de bir beslenme seansının ortasında uyuyakalacak ve daha sonra uyanıp ağlayarak beslenmek isteyecektir. Bazı bebekler de kilo alma güçlüğü çekerler.
Belirgin bir beslenme sorunuyla karşılaşıldığında atılacak önemli bir adım, yeni ana baba için kendini rahatlatmak olacaktır. Bebeğiniz bir ya da iki günü emmeden geçirirse açlıktan ölmez.
Bebeğinizi hastaneden eve getirdiğinizde pediyatristiniz ya da aile doktorunuz bir vitamin tamamlayıcısı yazacaktır. Bunu çocuğunuzu biberonla beslemeyi düşünüyorsanız özellikle yapacaktır. Bu vitamin günde bir kez verilen damlalar şeklinde olacaktır. Damlalar florürle birlikte C ve D gibi vitaminler içerir, bu maddeler anne sütünde az miktarda bulunur. Böylece, bebek az bile beslense bazı önemli besleyicileri yine de almaya devam edebilir.
Bazı yaygın beslenme sorunları şunlardır;
"Yeterli besin almıyor gibi görünen bebek", gerçekte, bol miktarda besin alıyordur. 2 haftalık ortalama bir bebek, her beslenmede 55 ile 85 gram kadar gıda alır; 3 ile 4 haftalık olduğunda bebek bu miktarı genellikle 110 ile 140 grama çıkarmış olur.
Bebeğinizin her gün aynı saatte her beslenmede aynı miktarı almasını beklemeyin. Bebekler de herkes gibidir, bazı günler, diğer günlerdekinden daha aç olurlar. Ne kadar yiyeceği konusunda bebeğinize güvenin. Bebeğinizi beslenmeye zorlamayın, aksi takdirde ileride beslenme sorunları ortaya çıkabilir.
"Beslenme sırasında uykuya dalan ve bir sonraki normal beslenme saatinden önce ağlayarak uyanan bebek" acıkmış ya da yalnızca gazı çıkarılmasını istiyor olabilir! Bebeğin aldığı miktar normal miktardan yalnızca biraz daha azsa sorun olasılıkla acıkma değil, karındaki bir düzensizliktir. Çoğu pediyatristler, bebeği beslemeden tekrar uyutmaya çalışmayı salık vermektedirler. Bunu yapamıyorsanız ancak o zaman meme ya da biberona yeniden başvurun.
"Yetersiz beslenmiş bebek", huzursuz, çok ağlayan, muhtemelen kabızlık çeken ve uyuyamayan ve kilo kazanamayan neşesiz bir bebektir. Bu bebek, biberonu veya memeyi boşalttığı halde yeterince doyamıyordur.
Sorun yalnızca günlük beslenme sayısının artırılması, bebeğin her çekişte daha fazla süt alabilmesi için biberonun deliğinin genişletilmesi ya da farklı bir biberon emziği denenmesi ile çözülebilir. Yeterli vitamin ve mineral alınmaması durumunda gerekli takviyeler yapılmalıdır.
"Bir bebek aşırı beslendiğinde", kusabilir. Genellikle çoğu bebekler kendilerine gerekenden fazlasını almayı reddederler. Ancak bazen bir bebek, iyi niyetli bir büyüğünün daha fazla emmesi ricasını kıramayarak gerekenden fazla besini almış olabilecektir.
"Çoğu bebek, beslenme sonrasında fazla miktarı tükürür ya da kusar". Tükürme normaldir, ancak kusma normal değildir ve önemli bir soruna işaret ediyor olabilir. Tükürme olayı, çocuğu her beslenme sonrasında geğirtmek, bebeğe nazik davranmak ve başını sağ yanına ya da karnına doğru çevirmek ve vücudunun diğer kısımlarından aşağıda tutmak suretiyle azaltılabilir.
"Yumuşak dışkı", meme emerek beslenen bebeklerde bir kuraldır. Anne müshil kullanır veya müshil etkili bileşenlere sahip gıdalar alırsa bebeğin dışkısı yumuşar. Biberonla beslenen bebeklerin dışkıları daha katı olmakla birlikte, özellikle aşın beslendikleri ya da mamanın şeker oranı çok yüksek olduğu zamanlarda onların dışkıları bile yumuşayabilir.
Aşırı beslenmeden kaynaklanan hafif ishal genellikle anne sütünün ya da mamanın miktarını azaltmak ve hatta bir ya da iki beslenme seansını tümüyle kaldırmak suretiyle tedavi edilebilmektedir.
"Kabızlık", meme emen bebeklerde seyrek olarak görülür. Bebekleri bir dışkılama zamanını kaçırmışsa ana babanın endişe etmesine gerek yoktur. Kabızlığın göstergesi, dışkılama sıklığı olmayıp dışkıların kıvamı olduğundan, bu durum bir kabızlığa işaret etmez. Zor ve bilye şeklinde dışkılayan bir bebek kabız olmuş demektir.
Kabızlık doğumdan itibaren sürüyorsa bebeğinizin pediyatristi bebeğin rektumunu muayene ederek herhangi bir tıkanma ya da konjenital (doğuştan olan) bir anomali bulunup bulunmadığını anlamak isteyecektir. Mama ile beslenen çocuğunuzda kabızlık görürseniz bu durum uygun olmayan bir gıda veya sıvı alımından kaynaklanıyor olabilir. Mamadaki şeker veya sıvı miktarının artırılması, sorunu hafifletecektir.
"Bebeğin kilo almaması" önemli bir uyarıcı belirti olabilir. Ortalama bir bebek ayda 900 gram kadar kilo kazanır; bebeğiniz ise bundan daha fazla veya daha az kilo alıyor olabilir. Ancak bebeğiniz hiç kilo almıyor ya da kilo kaybediyorsa ve mama kullanıyorsanız pediyatristiniz başka bir mamayı denemek isteyebilir. Bebeğinizi emzirmek suretiyle besliyorsanız pediyatristiniz iki kez mama vererek desteklemenizi isteyebilecektir.
Bebeğinizin büyüme hızı yalnızca ortalamanın altında da olabilir. Ancak, bebek sürekli aça benziyorsa yavaş büyüme, bebeğin yeterli besin almadığını ve beslenme yönteminde bir düzenleme yapılmasının gerekli olduğunu gösteriyor olabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)